Annapurna Trekking rehberi

Sabah erkenden Buda Havayolları ile Katmandu’dan Pokhara ’ya uçtuk (60 USD). Havaalanında daha evvelden anlaştığımız rehberimiz Gokharna bizi karşıladı. Otele beraber gittik (Trekkers Inn) ve önümüzdeki 9 günün planını yaptık. Gokharna gerçekten bilgili, güvenilir bir rehbere benziyordu ve İngilizcesi de hiç fena değildi. Annapurna Trekkingi‘ni isteyen tek başına da yapabilir veya bir gruba da katılabilir. Biz bir rehber ile yola çıkmaya karar vermiştik. Rehberimizin günlük ücreti 22 dolardı. Yola çıkmadan evvel biraz şehri gezdik. Bisiklet kiralayıp Devi Şelalelerini görmeye gittik. Biraz köylerini gezdik ve ertesi gün için çantamızı hazırladık.

PokharaPokharaPokhara

Annapurna base camp trekkinginin ilk gününde Nayapul’dan Banthanti köyüne yürüdük. Bu 7 saatlik bir yürüyüş ve gerçekten dik bir çıkış. İlk etapta 1070 metredeki Nayapul’dan 1340 metredeki Sudame köyüne oradan da 2000 metredeki Ulleri’ye vardık. Buradan da 2100 metredeki Banthanti köyüne yürüdük. Geceyi burada geçirdik. Annapurna trekkingi boyunca köyden köye geçiş yapıyorsunuz. Köy dediğim 5-6 ev de olabilir. Buraların yerlileri küçük konaklama imkânları sunuyor ve yemek veriyor. Fiyatlar tabii çok uygun ve yemekler çok leziz. Elbette odalar son derece basit. Sadece bir yatak ve yorgan. Duşlar tuvaletler basit ve ortak. Ama her şey temiz.

NayapulNayapul

AnnapurnaAnnapurnaAnnapurna trekking

Odamızdan manzara şahane.

İkinci günümüzde Banthanti’den Ghorepani’ye yürüdük. 4 saatlik bir yürüyüştü. İlk güne nazaran oldukça kolaydı ve sonunda 8K dağlara ilk bakışımızı attık. Muhteşem.

Annapurna trekkingAnnapurnaAnnapurnaAnnapurna

Üçüncü gün Gurjung köyüne yürüdük Gurjung’a yürümeden evvel sabah 4’de kalktık ve karanlıkta kafa lambalarımızı takıp 3120 metredeki Poon Hill’e tırmanmaya başladık. Amacımız gündoğumundun evvel tepeye varıp güneşin 8K’lık dağları turuncuya boyamasını izlemekti. Dondurucu soğuğa rağmen hayatimin en güzel anlarından biriydi. Manzara eşsizdi.

AnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaDaha sonra yine aşağı indik ve 9 saatlik bir trekking sonunda Gurjung köyüne vardık. Oldukça yorucu bir gün olmuştu. Akşam yemeğinden sonra 6 gibi uyuduk sanırım. Zaten elektrik yok ışık yok, yapacak pek bir şey yok bir de yorgunluk insan tavuk gibi uyuyor. Bir de günün sürprizi odaya vardığımızda çorabımı çıkardığımda birden ayak bileğimden yere kana doymuş bir sülük düştü. Evet, bu trekking sırasında bol bol karşılaşabileceğiniz bir şey sülükler. Benim için bir ilkti ve ilk görüşte bayağı bir huzursuz oldum ama sonunda kendimi bunu tedavi olarak kullananlar var diye avutarak bu fikre alışmaya başladım. Daha sülüklerle çok karşılaşacaktık. Duşlarda da her zaman dikkat etmek gerek. Duşa girdiğiniz an kuytuda bekleyen sülükler ısınızı hissedip size doğru yürümeye başlıyorlar. Sizi köşeye sıkıştırıyorlar. Yollarda da oturup dinlenmek istediğiniz yerlere dikkat etmeniz gerekiyor. Sonuçta her yerinizden çıkabilirler. Benim botumun içine girmeyi bırak çorabımın içine bile girmiş. Hala nasıl becerdi anlayamadım.

AnnapurnaAnnapurna

Odalar hep bu şekil. Son derece sade ama yeterli.

Dördüncü günümüzde Bamboo köyüne gittik. 8 saatlik bir trekkingdi. Bu yolda Chomrong köyünden geçiyorsunuz. Bu köye gitmek için önce binlerce basamak iniyorsunuz sonra onları tekere teker tekrar çıkıyorsunuz. Tam bir diz işkencesi.

Beşinci günümüz Deurali köyüne doğruydu. 4 saatlik bir trekking ama sadece tırmanış olduğu için oldukça yorucu. Burada kaldığımız yer pek güzel değildi ama sonuçta bir gece ve öyle yorgunduk ki her yerde uyurduk.

AnnapurnaAnnapurna

Altıncı gün Annapurna base camp’e vardık. Artık yükseklik hastalığı etkisini gösterebiliyor. O yüzden yavaş hareket etmek, yavaş yürümek gerek. Sonuçta oksijen az, tutumlu olmalıyız. Bol bol su içmek yardımcı oluyor. Ve sonunda 4130 metredeki kampa vardık. Bu inanılmaz bir mutluluktu. Insan kendini gökyüzüne o kadar yakın hissediyor ki. Kamp yerinde Koreli turistler vardı. Bu turistlerden biri doktordu. Benim de biraz dizim ağrıyordu. O da bana akupunktur tedavisi yaptı gönüllü olarak. Biraz iyi geldi açıkçası.  Burada ayrıca çok kafa bir Kanadalı ile tanıştık. Yaklaşık 2 metre olan bu genç o kadar hızlı yürüyordu ki herkesin 3 günde yaptığı yolu 1 günde yaparak Nepal’de ün saldı neredeyse. Köylüler bile ondan bahsediyordu. Gece ayı seyrettik. Harikaydı. Şanslıydık ki yükseklik hastalığına falan yakalanmadık.
AnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurna

Yedinci gün sabah 4’de kalktık ve bu sefer daha yakından güneşin dağları boyayışını izledik. Daha sonra dönüş yolculuğu başladı. 7 saatlik bir trek sonunda Bamboo köyüne döndük.

AnnapurnaAnnapurnaAnnapurnaAnnapurna

Sekizinci gün Jhinu köyüne gittik. Burada ayrıca termal banyolar var biz de biraz dinlenmek için bu banyolara yürüdük. Bu küçücük banyo kaldığımız yerden yarım saatlik bir iniş mesafesindeydi ve köylüler terliklerinizle gidebilirsiniz dediler. Büyük hata. Hepimizin ayakları sülük doldu inene kadar. Sonra Nepallilerin yardımı ile temizledik bu sülükleri. Dönüş yolunda korkudan o dik çıkışı koşar adım bitirdim ve sülükler beni yakalayamadan tepeye vardım. Ama benim haricimde herkes yine sülüklenmisti.

Bir de değinmeden edemeyeceğim Nepal’de dağlarda bir köpek türü gördüm. O kadar güzel o kadar tatlı ki. Onları da bol bol sevdim.

Annapurna

Nepal’in çok güzel çok tatlı köpişleri.

Annapurna

Köylerden birinden geçerken bir sürü keçi yavrusu ile karşılaştık. Hangisine sarılacağımı şaşırdım. Çok tatlılardı çok, daha yeni doğmuşlardı.

Son gün Nayapul’a geri döndük. Toplam beş saat sürdü. Buradan otobüse binip Pokhara ‘ya vardık. Otelimize gidip ilk iş duş aldıktan sonra akşam Kanadalı Mike ile buluşup biralarımızı içerek başarımızı kutladık.

Bu dokuz gün benim için harika geçti. Sanki ruhumu arındırdım. Saatler süren yürüyüşler bir meditasyon gibiydi (Trekking yaparken konuşmayı pek sevmem). Sanki daha sabırlı daha sakin olmayı öğrendim. Karmamı düzelttim ya da ben öyle düşünmek istedim. Yaptığım en güzel şeyler listesinde ön sıralarda.

Pokhara ’da bir gün daha dinlenerek geçirdik. Akşam yine Mike ile buluştuk. Ertesi gün sabah 4’de önceden anlaştığımız bir taksi ile Katmandu’ya döndük. Aslında Katmandu Pokhara arası 200km. Ama yollar o kadar kötü ki yaklaşık 7-8 saat sürüyor. Katmandu’dan uçağa binip Delhi’ye döndük. Buradan Hindistan’ın Kerala bölgesine geçtik.

Katmandu, Bhaktapur ve Patan

Cenevre’den Eylül 2013’te yola çıkıp trekking cenneti, Everest dağinin gölgesindeki Nepal’e ulaşmak için Delhi üzerinden Katmandu’ya uçtuk. Nepal’de Annapurna base camp trekkingi yapmak, Katmandu, Bhaktapur ve Patan‘ı gezmek istiyorduk. Kalacağımız otelden (Heritage Guest House) anlaştığımız gibi bizi havaalanından almaya gelmişlerdi. Deli gibi bir trafik vardı. Her zamanki trafik sorunun üstüne bir de festival günü gelmiş olmamızın verdiği ekstra trafik sonucu otele varmamız bayağı bir sürdü. Ama bu hiç sorun değildi. Bol bol insanları seyrettik. Festival sebebiyle kadınlar en güzel elbiselerini giymişti (çoğunlukla kırmızı). Sokaklarda şarki söyleyip dans eden insanlar vardı.

Katmandu

Katmandu

Otelimizin menajeri Siddharta bizi çok güzel karşıladı, odamıza yerleştikten sonra bize yapabileceğimiz trekkingler hakkında detaylı bilgi verdi. Biz başlangıçta Everest mi Annapurna mı karar verememiştik ama bir şekilde Annnapurna base camp trekkingi yapmaya karar verdik. Bu dokuz gün süren bir trekking. Bu trekking için Pokhara şehrine gitmemiz gerekiyor ama oraya gitmeden evvel 4-5 gün Katmandu ve civarını gezmek istiyorduk.

İlk işimiz öğle yemeği yiyip Durbar Meydanına gitmek oldu. Buraya giriş 750NPR. Meydan kutlamalar sebebiyle tıklım tıklım doluydu. Grup grup insanlar dans edip eğleniyordu. Bu meydanda biraz dolaştıktan sonra Katmandu Stupa’sını görmeye gittik. Gerçekten çok güzeldi.
KatmanduKatmanduKatmanduKatmanduKatmandu

Katmandu

Ertesi gün Pashupatinath tapınağını görmeye gittik. Buraya gitmek için Rathnapark’tan 25NPR’e bir otobüse bindik. Burası gathlardan ve tapınaklardan oluşan büyük bir Hindu tapınak kompleksi. Tanrı Shiva’ya adanmış. Unesco bu tapınakları 1979’da dünya mirasları listesine almış. Bu tapınakta birçok sadhu yaşıyor. Sadhular kendilerini meditasyona vermiş, dünya nimetlerinden özellikle cinsel ilişkiden vazgeçmiş, yoga yapan dini kişiler. Genelde mağaralarda, ormanlarda veya Hindu tapınaklarında yaşıyorlar. Bütün Sadhular’ın amacı kurtuluşa- özgürlüğe ulaşmak. Bu yolda acı veren şeyler de yapıyorlar mesela son derece rahatsız bir pozisyonda saatlerce hatta günlerce oturmak, cinsel organlarına ağırlık asmak vb. Sadhu olmak isteyen biri önce bir guru buluyor eğer bu guru onun sadhu olabileceğine karar verirse onu eğitimine alıyor. Ayrıca sadhular resmi olarak ölü sayılıyorlar, hatta kendi cenazelerine bile katılmaları gerekebiliyor.

Çoğu sadhu turuncu renkli elbiseler giyerken, çıplak sadhular da var. Çoğunun saçları rasta seklinde ve upuzun. Hepsi marihuana içiyor, bu ritüellerinin bir parçası. Halk tarafından çoğu zaman baba diye çağrılan sadhular sadaka almıyor ama yemek verirseniz alıyorlar. Lakin sadhu kılığına girip turistlerden para koparmaya çalışan şarlatanlar bulmak mümkün.

Uzun lafın kısası Nepal’de birçok sadhu var ve bunları Pashupatinath tapınağında görmek mümkün. Tabii içlerinde bazıları şarlatan olabilir. Ama yine de görüntüleri çok ilginç. Bu tapınak kompleksinde ayrıca ölülerin yakıldığı gathlarda var. Kısaca çok ilginç ve kesinlikle ama kesinlikle görülmesi gereken bir yer.

PashupatinathPashupatinathPashupatinath

Pashupatinath

Pashupatinath

Ölülerin yakıldığı gathlar. Bir ölü yakılıyor.
PashupatinathPashupatinath

Pashupatinath’dan sonra Boudhanath Stupa’sını görmeye gittik. Bembeyaz Stupa’nın tepesinde Buda’nın gözleri bizi izliyordu. Bu Stupa “Midnight train to Kathmandu” filminde görülen stupa. Burada bol bol Budist tekerlerini döndürüp mantralarımızı gökyüzüne yolladıktan sonra otele döndük.

BoudhanathBoudhanathBoudhanathBoudhanathBoudhanathBoudhanath

Katmandu’da kaldığımız otelin yakınlarında Siddharta’nın tavsiyesi üzerine gittiğimiz minik, gizli, çok lezzetli ve çok ucuz Yangling adli Tibet lokantasında yemek yedik. Eğer bulmayı başarırsanız ve hala oradaysa kesinlikle tavsiye ederim. Çok güzel momo yapıyorlar.

Bir gün şehirde yürürken benim başıma büyük bir aksilik geldi. Kaldırımın kenarında son derece sığ görülen bir su birikintisine bastığımda bunun buz dağinin görülen kısmi olduğunu anladım. Ayağım bileğime kadar su-çamur ve kanalizasyon karışımı şeyin içine dalmıştı. Resmen boka basmamış boka batmıştım. Bakkallardan aldığımız sularla biraz temizlemeye çalıştık ama mümkün değildi. Mecburen otele döndük. Ben ne kadar yıkamaya çalıştıysam da koku geçmiyordu. Sonunda çözümü pantolonumu diz hizamdan kesmekte buldum. Ayakkabılarımı da atma noktasına gelmiştim ki Siddharta sağ olsun atma ben yıkatırım dedi ve gerçekten geri geldiğinde kokudan eser kalmamıştı. Kıssadan hisse asla kenarda köşede gördüğünüz su birikintilerine yaklaşmayın. Derinliğini asla tahmin edemezsiniz.

Katmandu’ya gelince görmeniz gereken yerlerden biri Bhaktapur şehri. Bu şehre otobüsle 25NPR’ye gidebilirsiniz. Yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Burası Katmandu’nun kaosundan çok uzak, sakin, güzel bir şehir. Yine bir Durbar Meydanı var. Açıkçası yine Nepal’e gelirsem Katmandu yerine bu şehirde kalmayı tercih ederim. Katmandu benim hayatımda gördüğüm en pis havaya sahip şehir. Hatta ilk defa bu şehirde maske ile gezmeye başladık. Yine de ciğerlerimize toz doluyordu. 15 dakika yürüdükten sonra sanki 2 paket sigara içmişim gibi ciğerlerim ağrıyordu. Bir süre sonra biz de yerel halk gibi tükürmeye başladık. Başka türlü ağzınızda biriken tozdan kurtulmanın yolu yok.

BhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapurBhaktapur

Bir de tabii Patan şehri var. Yine Katmandu’ya çok yakın (yarım saat kadar) bir mesafede bulunan bu şehre taksi ile gittik. Fiyat son derece ucuzdu. Yine Durbar Meydanini gezdik. Nepalli bir ekip film çekiyordu. Biz de bir süre onları seyrettik. Sonra Katmandu’ya geri döndük.

PatanPatanPatanPatanPatan

Katmandu’dan sonraki durağımız Pokhara idi. Buradan Annapurna trekkingimiz başlayacaktı.