Labuan Bajo ve Komodo Adası

Bali’de havaalanına 10 dakika yürüme mesafesinde küçük bir ara sokakta bulunan bir konukevinde kaldık. Zaten vardığımızda akşamdı, dışarıda yemek yiyip, uyuduk. Ertesi gün erkenden havaalanına gittik ve Labuan Bajo’ya gitmek üzere uçağa bindik. Amacımız burada iki gece geçirmekti. Bir tekne ayarlayıp Komodo adalarına gitmek, Komodo ejderhalarını görmek ve şnorkel ile yüzmek istiyorduk. Flores adalarında oteller dökük ve oldukça pahalı. Labuan Bajo’da limana yakın bir otel bulmuştuk. Hemen çıkıp tur şirketlerini gezmeye başladık. Komodo ejderhalarını iki farklı bölgede görmek mümkün, Rinca ve Komodo adası. İki ada da Komodo doğal parkına ait.

Labuan Bajo

Labuan Bajo

Labuan BajoBir de meşhur pembe plaj var. Pembe plaj Komodo adasında ve şnorkel ile yüzmek için harika bir yer olduğu söyleniyordu. Biz de bu plaja gitmek istiyorduk. Lakin Komodo adası Labuan Bajo’ya oldukça uzak ve normalde turlar buraya günübirlik gitmiyorlar. Eğer illa gideceğim derseniz de tekne kiralamak gerekiyor ve bu da oldukça pahalı. Ama biz bu sefer şanslıydık. Ayni şirkete bizimle ayni turu günübirlik yapmak isteyen Malezyalı üç genç girdi. Biz de tekneyi besimiz kiralamaya karar verdik. Bu sayede fiyatlar çok uygun hale geldi. İlk önce Komodo adasına gidip pembe plajda yüzecektik, oradan Rinca adasına geçip karada 1 saatlik trekking yapıp Komodo ejderhalarını görecektik, oradan da son durak Kanawa adasında yine şnorkel ile yüzecektik. Bütün bunları bir günde gerçekleştirmek için sabah 5:30’da yola çıkmamız gerekiyordu. Ertesi gün hepimiz 5:30 da tur şirketinin kapısındaydık ama kapı duvardı.

Yaklaşık yarım saat gün ağarırken sokakta adamın gelmesini bekledik, tam sabırlar taşmak üzereyken sonunda beyefendi göründü. Tekne oldukça eski bir balıkçı teknesiydi. Şansımız vardı evvelki gün aralıksız yağan yağmur kesildi, güneş açtı, bulutlar dağıldı ve deniz çok sakindi. Bu sayede yaklaşık 3,5 saat sonunda pembe plaja vardık ve şnorkellerimizi paletlerimizi takip suya atladık. Harika bir sualtı dünyası bizi bekliyordu. Rengârenk binlerce balık, rengârenk mercan kayaları, deniz yıldızları, istiridyeler ne ararsan vardı. O kadar güzeldi ki. Ve sahil gerçekten pembeydi. Pembe yumuşacık kumlar. Bizden başka kimse yoktu sabahın bu vaktinde. Burada yaklaşık 1 saat kaldık. O kadar güzeldi ki hiç ayrılmak istemedim.

Labuan BajoLabuan Bajo

Labuan Bajo

Komodo yolunda…

Labuan Bajo

Pembe plaj.

Labuan Bajo

Pembe plaj.


Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Daha sonra Rinca adasına gittik. Burada yanınıza bir korucu veriyorlar ve onunla yürüyüş yapıyorsunuz. Komodo ejderhaları en büyük sürüngenlerden. Boyları 3 metreyi bulabiliyor ve yaklaşık 30 yıl yaşıyorlar. İnsanlara da saldıran bu ejderhalar her türlü et ile besleniyorlar. Salyaları zehirli ve ağızları bakteri dolu. Isırdıkları avlarını bırakıyorlar ama takip ediyorlar. Avları daha sonra enfeksiyon kapıp ölüyor onlarda avlarını bir güzel yiyorlar. Ayda bir kere vücut ağırlıklarının %80’i kadar yemek yemeleri yetiyor. Ayrıca bu hayvanlar kendi çocuklarını da yiyorlar. Bu yüzden yumurtadan çıkan bebekler ilk iş olarak ağaçlara çıkıyorlar ve ömürlerinin ilk 2–3 yılını ağaç tepesinde geçiriyorlar. Bu şekilde ağaca çıkamayan anneleri de dâhil büyük ejderhalardan kendilerini koruyorlar. Ejderhalar yemek kokusu aldıkları için adada kalan korucuların mutfağının etrafında takılıyorlar.
Biz de bu devasa yaratıkları orada gördük. Yaklaşık 5–6 tane ejderha belki bize de bir şey düşer diye mutfağın etrafında takılıyorlardı. Ejderhalara yaklaşmamak gerekiyor. Aniden saldıran bu ejderhalar cüsselerine rağmen oldukça hızlı hareket edebiliyorlar. Korucular ellerinde 2 metrelik bir sopa taşıyorlar ve bununla eğer ejderha yaklaşırsa onu korkutup geri itiyorlar. Henüz hiç bir turist burada saldırıya uğramamış ama bir kez bir ejderha bas korucunun odasına girip ona saldırmış. Böyle bir saldırı durumunda Bali’deki hastaneye gitmek gerekiyor. Yani önce 3–4 saatlik bir tekne turu ile Labuan Bajo’ya dönmek oradan da uçakla 1,5 saatte Bali’ye varmak gerekiyor. Neyse ki enfeksiyon yavaş yayılıyor. Ölmek bir ayı bulabilir yani vakit bol. Ejderhaları sadece mutfak etrafında gördük adada yaptığımız trekking sırasında başka bir ejderha ile karşılaşmadık.

Labuan Bajo

Burada ayrıca timsahlar da var.

Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Labuan BajoLabuan Bajo

Labuan Bajo

Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Zehirli salyalar.

Bu turun sonunda tekrar teknemize binip son durağımız olan Kanawa adasına vardık ve burada da şnorkelle yüzdük. Yine muhteşem bir sualtı dünyası bizi bekliyordu, rengârenk ve hayat dolu. Buradan sonra Labuan Bajo’ya geri döndük.
Otele vardığımızda saat18:30′du ve 12 saatimiz suda geçmişti. Aksam yemeğinden sonra çantaları hazırladık. Ertesi gün Bali’ye geri donuyoruz ve burada 6 gece daha kalıp Endonezya’ya veda edeceğiz.

Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Labuan BajoLabuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Komodo adalarının uçaktan görünümü:

Labuan BajoLabuan BajoLabuan Bajo

Lombok ve Gili Adaları

Gili adaları Lombok adasının kuzeyinde bulunan üç tane minik adadan oluşan bir yer. Gili adalarına gitmek için önce Bali’den uçakla Lombok adasına uçacağız, sonra otobüsle veya arabayla limana gidip, limandan yine tekne ile Gili adalarına geçeceğiz. Uçak yaklaşık yarım saat sürüyor, havaalanından limana arabayla 1,5 saat yolculuk, sonra tekne ile yarım saat daha. Bali’den hızlı tekne ile direkt Gili adalarına gitmek mümkün. Bunun için Kuta’dan otobüsle 1,5 saatte limana gidiliyor, sonra hızlı tekne ile bir saatte Gili adalarına varılıyor. Bir de feribot var, Ama feribot yaklaşık 5-6 saat sürüyor. İlk önce hızlı botla gitmek istedik ama sonra internetten yaptığımız araştırma sonunda hızlı botların çok tehlikeli olduklarını okuduk. Botların oldukça küçük olduğunu, kapasitesinin üstünde insan aldığını, can yeleklerinin bulunmadığını ve Bali ile Lombok adası arasındaki güçlü akıntılar için yapılmadıklarını okuduk. Hatta birkaç yıl evvel botlardan biri batmış. Biz de bu kadar kotu şey okuduktan sonra uçaklara baktık ve Lombok adasına 17 dolara uçak bileti bulduk. Lombok havaalanında bir genç şoförle anlaştık, o da bizi limana yaklaşık 20 dolara getirdi. Oradan da tekne ile Gili adalarına vardık. Otelimiz biraz adanın içlerindeydi. Limandan yaklaşık 20 dakika yürümek gerekiyordu. Adada bizim Prens Adaları’nda olduğu gibi motorlu taşıt yasak. Sadece fayton ve bisiklet var. Otelimiz her ne kadar biraz ana sokaktan uzak da olsa, süper temiz ve şık 4 tane bungalovun olduğu bir oteldi. Banyomuz bungalovun arka bahçesinde açık havadaydı. Otelin bir de minicik bir havuzu vardı. İlk gün havuzda dinlendik.

GiliGili

İkinci gün bisiklet kiralayıp adayı keşfe çıktık. Adanın etrafını bisikletle 90 dakikada gezmek mümkün. Bazı kıyıları rüzgâr sörfü için uygun, bazı kıyıları ise mercan kayalarıyla kaplı ve şnorkel ile yüzmek için idealdi. Açıkçası ada her ne kadar şirin de olsa bir cennet ada değildi. Denizi temiz ve güzeldi ama kumu mercanlarla kaplı olduğu için basacak fazla bir yer yoktu. Bir de kumsalı oldukça dardı ve hep restoranlar tarafından işgal edilmişti. Biraz Türkiye’deki gibi.

Burada kaldığımız bir gün de tekne turu yaptık. Farklı noktalarda duran tekneler size şnorkel maskesi ve palet veriyor, sizde mercanları ve farklı balıkları gözleyerek yüzüyorsunuz. Açıkçası mercanlar biraz ölmek üzere gibiydiler, fazla balıkta kalmamıştı. Yani şnorkel ile yüzmek o kadar da ilginç değildi burada. Gili adalarından sonra istikametimiz Komodo adası. Bunun için Bali’ye uçakla geri dönecek, bir gece havaalanının yakınlarında bir konukevinde kalacak, ertesi gün uçakla Flores adasında Labuan Bajo’ya uçacağız.

Gili

Otelimiz.

Gili

Bungalovumuz.

Gili

Havuz keyfi.

GiliGiliGili

Gili

Gili

Bali Adasında Sörf

Bali Adası adını hep duyduğumuz, büyük resortlar, her şey dâhil tatil yerleri ile dolu bir ada. Oldukça küçük bir ada ve bir ucundan diğer ucuna scooterla 2-2,5 saatte gitmek mümkün. Biz burada Kuta şehrinde kalmaya karar verdik. Amacımız sörf yapmayı öğrenmekti ve Kuta sahilinin başlangıç için en uygun yer olduğunu okumuştuk. Dalgalar çok da büyük olmadığı için burada öğrenmek daha kolay. Kuta’da Pavillion Hotel’e yerleştik. Minik bir yüzme havuzu da olan bu otelde oda son derece temiz ve güzeldi. Biz de coşup tatilimizi bir haftaya uzattık. İlk is gidip sörf dersimizi ertesi gün için ayırttık. Daha sona sokakları keşfe çıktık ve bir İtalyan lokantasında yemek yedik.

BaliBaliBaliBali

Kuta plajına giriş.

Bali

Günbatımı.

Bali

Dalga sörfü oldukça eğlenceli ama yorucu bir spor. Acemilere ilk basta yumuşak bir yüzeyle kaplı bir tahta veriyorlar. Sürtünme katsayısı daha fazla olan bu tahta kaymayı engelliyor ama sürtünmeden dolayı dizlerimiz, ayak parmaklarımız yaralandı, soyulmaya başladı. Bu yüzden biraz acı verici oldu. Acemilere daha uzun tahta veriliyor. Zamanla tahtanın boyu küçülüyor. İkinci derste daha kısa tahtaya geçtim. Burada kaldığımız 7 günün beşinde sörf yaptık. İki saatlik seansların sonunda pestilimiz çıkmış oluyordu.
Hemen yemek yiyip, otelin havuzunda dinleniyorduk. Bir gün hoca hazır olduğumuzu iddia edip bizi daha büyük dalgalara getirdi ikimizde büyük bir dalgaya kapılıp, dengemizi sağlayamadık ve düştük. Dalganın içinde çamaşır makinesinde gibi dönüp durmaya başladık. Bana asırlar kadar uzun gelen ama aslında saniyeler süren dönmenin sonunda tekrar yüzeye çıktığımızda biraz tırsmıştık. Henüz bu kadar büyük dalgalara, yaklaşık 3 metre, hazır değildik. İkimizde tahtamızı kaptığımız gibi elimizden geldiğince hızlı bir şekilde büyük dalgalardan uzaklaştık.

BaliBali

Sörf haricinde kiraladığımız scooterla civar kasabalardaki Hindu tapınaklarını gezmeye gittik. Tapınaklardan birinde Bali’nin meşhur Kecak dansını izledik. Ayrıca bir başka gün yaklaşık 1,5 saatlik bir scooter yolculuğu sonrasında pirinç tarlalarını görmeye gittik, buradan da kutsal maymun ormanına gittik. Maymunları ellerimizle besledik onlar da yemekleri almak için tepemize tırmandılar. Yumuşacık tüyleri vardı maymuncukların ve inanılmaz tatlıydılar. Bali’deki günlerimiz sakin ve huzurluydu. Sanırım Peru Iquitos haricinde ilk defa bir yerde bu kadar uzun kaldık, buna gerçekten ihtiyacımız vardı. Sürekli bir sonraki adimi planlamak, otel bakmak, ulaşımı ayarlamak, çanta yapıp yollara düşmek her ne kadar kulağa o kadar zor gelmiyor olsa da inanın gerçekten uzun vadede çok yorucu oluyor. İşte bu yüzden biz Bali’deki vaktimizi iyi değerlendirdik.
Ama şöyle de bir gerçek var ki Bali’nin özellikle Kuta’nın denizi hiç güzel değil.
Hatta bazı günler iğrenç denilecek kadar pisti.  Deniz o kadar çok plastik çöple kaplıydı ki bazen yürürken kuma basmak mümkün olmuyordu, torbalar sağımıza solumuza dolanıyordu.  Her gün bu kadar pis değildi ama asla bir cennet plajı görünümünde de değildi. Sörf yapmak için harika bir yer lakin denizde yüzmek veya kumsalda eğlenmek için uygun bir yer değil. Hem çok dalgalı hem de dediğim gibi pis. Bali’den sonra durağımız Gili adaları.

BaliBaliBaliBaliBali

Bir de Luwak hayvanı ile tanıştık. Kendisi dünyanın en pahalı kahvesinin üreticisi. Kahve çekirdeklerini bu hayvana yediriyorlar daha sonra da hayvanın kakasından çıkan bu çekirdekten kahve yapıyorlar. Tadına bakmak istemedik biz. Hayvancıkları mıncıklamakla yetindik.

BaliBaliBali

Devasa yarasa.

BaliBaliBaliBaliBali

Kecak dans şovu.

BaliBaliBaliBali

Maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

2 maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

Malang gezi notları

Malang’a gelme amacımız iki farklı yanardağa çıkmaktı. Birincisi Bromo yanardağı, ikincisi ise Ijen yanardağı. Özellikle Ijen yanardağını görmeyi çok istiyorduk. Bu yanardağda sülfür madeni isçileri çalışıyor. Kraterlerden topladıkları sülfürleri sepetlere doldurduktan sonra bu 75-90 kilo çeken sepetleri önce 300 metre kraterden yukarı çıkaran daha sonra 3km yol yürüyüp şehre taşıyıp satan bu isçiler aslında hayatları ile kumar oynuyorlar. Yağmurlu günlerde kratere inmek tehlikeli. Her an kayıp düşme tehlikesi ve ölüm sizi bekliyor. Ayrıca çoğu akciğer sorunları yaşıyor. Ve bunların karşılığı günde yaklaşık 13 dolar kazanıyorlar.  Bu madene gece yürüyüşleri yapılıyor yaklaşık 2,5 saat suren ve bir maden isçisinin yol gösterdiği bu yürüyüş sonunda son derece etkileyici bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Mavi alevler. Sülfür gazının yanması ve 600 derece sıcaklığı bulması ile ortaya çıkan bu mavi alevler ancak gün ağarmadan görülüyor. Biz de bu alevleri görmek istiyorduk. Lakin kraterin ağzına iniş oldukça tehlikeli ve yağmurlu havalarda kayma tehlikesi var. Daha önce burada kayan turistler olmuş ve krater gölüne düşerek ölmüşler. Bu yüzden buraları en iyi bilen isçilerle beraber yürümek gerekiyor ayrıca hava şartlarının da iyi olması gerekiyor. Yağmurlu havalarda bu tur düzenlenmiyor.

Ve iste bizim yenilenen şanssızlığımız;  Malang’a vardığımız andan itibaren yağmur kesilmek bilmedi. Tur şirketleri Ijen’e gitmenin mümkün olmadığını söylediler ve diğer yanardağa gitmek için de aşırı yüksek fiyat biçtiler. Biz de uzun bir düşünme sonunda bu turdan vazgeçtik. Asıl amacımız olan Ijen’e gidemeyeceksek bu kadar para vermenin bir anlamı yok dedik. Ama bir gün mutlaka buraya geri donup isçilerle konuşmak ve mavi alevleri görmek istiyoruz. Malang şehri oldukça küçük. Yapacak bir şey yok pek. Biraz şehri dolaştık, yağmurda ıslandık, şehrin en iyi lokantasında yemek yedik onda da yemekten kurtçuk çıktı. Para vermedik. Ayrıca otelin lokantasında da yemekten zımba teli çıktı. Bu şehirden uçakla Bali’ye geçmeye ve biraz güzel havaların tadını çıkarmaya karar verdik. Bekle bizi Ijen, bir gün mutlaka döneceğiz.

Malang

Şehrin en güzel yeri.

Malang

MalangMalangMalangMalangMalangMalangMalang

Kanseri yenmek için dua.

MalangMalangMalangMalang

Salak meyvesi 🙂

Malang

Dünyanın en lezzetli meyvelerinden biri mangustin.

Malang

Yemekten çıkan zımba teli.

Malang

Obama’nın ikiz kardeşi.

Kültür ve sanat şehri Yogyakarta

Yaklaşık sekiz saatlik bir tren yolculuğu sonrası kültür ve sanat şehri Yogyakarta’ya vardık ve yol boyunca yüzlerce pirinç tarlasının yanından geçtik.

YogyakartaYogyakarta

YogyakartaYogyakarta

Bir taksiye binip otelimize geçtik. Biraz dinlendikten sonra aksam yemeği yemek için bir lokantaya gittik ve daha sonra otelimize döndük. Ertesi gün şehri ve sultanin sarayını gezmekti ilk planımız. Bir de scooter kiralamak istiyorduk. Bu şekilde şehre 40 kusur kilometre mesafedeki Borobudur Budist tapınağını ve 20 km mesafedeki Prambanan Hindu tapınağını gezebilecektik. Scooterı kiraladıktan sonra ani bir plan değişikliği yaptık ve ilk önce Prambana tapınağını gezmeye karar verdik. Scooterımıza atladığımız gibi yola koyulduk. Yaklaşık yarım saat sonra hedefe varmıştık. Bu şehirde de diğer Asya şehirlerinde olduğu gibi çılgın bir trafik var. Her taraftan karınca sürüsü gibi fışkıran motorlar, arabalar, bisikletler, at arabaları… İnsanın araç kullanırken her an alarmda olması önünü sağını, solunu, arkasını, çaprazını ayni anda kontrol etmesi gerekiyor. Burada trafik İngiltere gibi tersten gidiyor. Bu da biraz kafa karışıklığı yaratıyor başlangıçta. Ayrıca düz yolda birden ters istikamette size doğru gelen araçlar, ya da birden dikeylemesine önünüzü kesen motorlar çok olağan. Bu sebeplerden dolayı dikkatli olmak gerekiyor. Prambanan UNESCO dünya mirasları listesinde bulunan bir Hindu tapınağı. İçinde Shiva, Vishna ve Brama’ ya atanmış tapınaklar haricinde bir de minik Budist stupası var. Burada turizm okuyan bir genç kız bize bedava rehberlik yapmak istedi, amacı hem tecrübe edinmekti hem de gezinin sonunda ona bir değerlendirme yazısı yazmamızı istedi. Bu yazılardan toplayıp hocalarına vermesi gerekiyordu. Biz de tabii seve seve kabul ettik.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Ayrıca bu ülkede herkes bizimle fotoğraf çektirmek istiyordu. Ertesi gün yine motorumuza atlayıp bu sefer Budist tapınağı olan Borubudur’u gezmeye gittik, yol yaklaşık bir saat sürdü. Burası devasa bir stupa. Yaklaşık 200 kusur tane buda heykelciği var. Ayrıca duvarlarda Buda’nın hayat öyküsünü anlatan oymalar var. Burada yine etrafımızı bizimle fotoğraf çekmek isteyen, ya da İngilizcesini geliştirmek isteyen gençler sardı. Poz vermekten gezmeye vakit kalmamıştı neredeyse. Günün sonunda bitap düşmüştük ve ünlü olmanın ne kadar yorucu olabileceğini anlamıştık. Neyse ki sonunda motorumuza ulaştık da etrafımızı saran bu kalabalıktan kurtulduk. Endonezyalıların hepsi çok güler yüzlü, yardımsever ve sıcak. Şimdiye kadar hiç aksine rastlamadık umarım bu böyle devam eder.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Arka planda yanardağ birazcık görünüyor.

YogyakartaYogyakarta

Her stupanın içinde bir Buda heykeli var.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Röportaj veriyorum.

Yolda motorun lastiği patladı, sansımıza hemen bir tamirci bulduk ve tamir ettirdik, tam yeniden yola çıkmıştık ki bu sefer sağanak yağmur başladı. Biraz yol kenarında yağmurun dinmesini bekledikten sonra yine yola çıktık. Borubudur’a gelirken yolda Mesapi volkanını görmüştük. Bu volkan Endonezya’nın en aktif volkanlarından, dönüş yolunda maalesef bulutların arkasına saklanmıştı, tekrar görmek nasip olmadı.

Yogyakarta

Motor park yerleri.

Yogyakarta

Becak adlı bisiklet taksiler.

Yogyakarta’da son günümüzde sonunda sultanin sarayını gezdik. Tam eve geri dönecekken yolda birisi su sarayına gitmemizi söyledi, ayrıca kendi evi çok yakında olduğu için bize eşlik etmeyi teklif etti. Rehber olmadığını para istemediğini ısrarla söyleyince onunla beraber yürümeye başladık. İyi ki de yapmışız. Son derece kibar ve güler yüzlü olan bu kişi, oldukça da iyi İngilizce konuşuyordu ve bize sultanin hayatıyla ve su sarayıyla ilgili çokça bilgi verdi. O olmasaydı muhtemelen görmeden dönecektik, ya da tam olarak ne olduklarını bilmeden. Gezimizin sonunda gerçekten hiçbir şey istemeden bize veda etti ve gitti. Yogyakarta’dan sonra istikamet Bromo yanardağı. Sonunda aktif bir yanardağa çıkmayı başaracağız sanırım.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Bu gençlerde bizimle röportaj yaptı.

Yogyakarta

YogyakartaYogyakarta

Sarayın muhteşem paha biçilmez plastik yemek takımları 🙂

Yogyakarta

Elf kulaklı sultan.

Yogyakarta

Saat 18-20 arası televizyonu kapat ve ders çalış.

Yogyakarta

Su sarayının yolu.

Yogyakarta

Yeraltı camii.

Yogyakarta

Su sarayı.

Yogyakarta

Sultanin hareminden havuz manzarası.

Yogyakarta