Sao Paulo ve Santos

Yaklaşık 6 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrası Sao Paulo’ya vardık. Bu şehirden ayrıca günübirlik Santos şehrine de gitmeyi planlıyorduk. Sao Paulo oldukça pahalı bir yer. Burada ucuz otel bulmak çok zordu. Sonunda biz temiz pak bir yer bulmuştuk ama burası da şehir merkezinden oldukça uzaktaydı. Şehre gitmek için metroya binmek gerekiyordu ama metro yürüyerek yarım saat mesafedeydi. Neyse ki ev sahipleri çok iyiydi ve her sabah bizi arabalarıyla metroya bıraktılar. Akşamları dönmek için yürümek zorundaydık yine de. İlk gün akşam üzeri vardığımız için odamıza yerleştik. Duş aldık ve akşam yemeği yemek üzere dışarı çıktık. Sabahtan beri sushi yemek istiyorduk ve şanslıydık ki yakınlarda bir sushi restoranı vardı. Brezilya’da özellikle Sao Paulo’da büyük bir Japon göçmen grubu var. Dolayısıyla oldukça çok Japon lokantası, Japon dükkânı bulmak mümkün.
Açıkçası Sao Paulo Rio gibi güzel ve özel değil. Modern bir şehir, güzel bir metro ağı var, gökdelenleri var ama çok da özel bir şey yok. Meşhur caddelerini gezdik, Japon mahallesine gittik, burada öğle yemeği yedik. Benim ayağım ağrıdığı için çok yürüyemiyordum. Düştükten sonra oldukça şişmişti. Biraz alışıveriş yaptıktan sonra odamıza döndük. Evde bilardo masası vardı, biraz bilardo oynadık.

Sao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao Paula

Japon mahallesinde trafik lambaları Japon sembolleriyle gösterilmiş.

Sao PaulaSao PaulaSao Paula

Ertesi gün Jotabe’nin dedesinin Brezilya’da yasayan kardeşini görmeye gidecektik. Bu aile Sao Paulo’ya yaklaşık bir saat mesafede Santos adli bir şehirde yaşıyordu. Büyük amcası ve onun oğlu bizi terminalden aldı ve evlerine gittik. Orada amcanın karisi ve 4 köpek bizi karşıladı. Biraz sohbet ettikten sonra dışarıda bir lokantaya yemek yemeye gittik. Amcanın kızı, onun kocası ve küçük çocukları da bize katildi. Hep beraber yemek yedikten sonra, Santos’u yukarıdan görmek üzere bir tepeye çıktık, burada bir lokantada bir şeyler içerek manzarayı seyrettik. Daha sonra tekrar evlerine döndük. Ben artık İspanyolca sayesindeyavaş yavaş Portekizceyi anlamaya başladım. Tabii yavaş konuşulursa. Okuduğumu zaten büyük oranda anlıyorum. Akşam evde tatlı yedikten sonra bizi otobüs garına bıraktılar. Buradan otobüsümüze binip Sao Paulo’ya geri döndük.

SantosSantosSantosSantos

Son günümüzde gece yarısı Singapur uçağımız kalkıyordu. Sabah odayı teslim ettikten sonra biraz şehre indik, bu sefer metroya binmedik ve şehre kadar yürüdük, katedrali gezdik, marketi gezdik, Japon mahallesinden geçtik, bir gökdelenin tepesine çıkıp şehre kuşbakışı baktık, tiyatroyu gördük ve sonra yine eve donduk. Özellikle katedralin etrafı evsiz doluydu. Brezilya’da oldukça çok evsiz var. Her ne kadar büyüyen bir ekonomileri olsa da evsizlik, fakirlik hala çok büyük bir orana sahip. Özellikle katedralin etrafındaki bu insanlar insani çok şaşırtıyor. Sonra akşam evin çalışanlarından biri bizi havaalanına bıraktı.

Sao PaulaSao Paula

Katedral.

Sao PaulaSao Paula

Adalet sarayı.

Sao Paula

Sokaklarda uyuyan insanlar.

Sao Paula

Toplanan vergileri saniyesi saniyesine gösteren panel.

Sao Paula

Marketin yakınları.

Sao Paula

Ağız sulandıran meyveler.

Sao Paula

Büyük pazar.

Sao Paula

Sao PaulaSao PaulaSao Paula

Tepesine çıktığımız Martinelli gökdeleni.

Sao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao PaulaSao Paula

Tiyatro binası.

Sao PaulaSao Paula

Tiyatronun yanındaki evsizin ayakları.

Sao Paula

Direklere asılmış is ilanları.

Brezilyalılar gerçekten çok sıcakkanlı, güler yüzlü ve yardımseverlerdi. Onları çok sevdik. Artık Güney Amerika maceramızın sonuna geldik. 5 ay boyunca burada 8 tane ülke gezdik, türlü türlü insan gördük, bir suru yeni arkadaş edindik, yepyeni kültürler yepyeni bilgiler edindik, zorlu şartlar, kirli odalar ama çoğunlukla çok eğlenceli anılar günlerimizi doldurdu. Otobüs yolculuğuna doyduk, sıcak soğuk arasında hava değiştirmekten yorulduk ama bu gezimiz bize çok şey kattı. Artık biraz ortam değiştirme vakti geldi lakin Güney Amerika bizim kalbimizde özel bir yer edindi ve onu özleyeceğiz.

 

Rio de Janeiro şehri ve plajları

Sabah erkenden uçağa binip Rio de Janeiro için yola çıktık. Aktarmalı uçuşumuzla otelimize vardığımızda akşam üzereydi. Hemen 6 kişilik odamıza yerleştik. Hostelimiz Santa Teresa bölgesinde bulunuyor. Metrodan hostele varmak için yaklaşık 15 dakika yokuş yukarı çıkmak gerekiyor. İlerleyen günlerde Rio’nun 40 derece sıcağında bu yokuş bizi kendinden nefret ettirecekti.

İlk gün biraz Santa Teresa bölgesinde gezmek ve diğer günleri planlamakla geçti. Ertesi gün sabah eski şehir, öğleden sonra Copacabana ve Ipanema plajlarını kapsayan plaj gezisi için iki tane bahşiş usulü yürüyüş turuna katildik. Sabahki yürüyüşümüzün rehberi Arjantin’den gelip Rio’ya yerleşmiş bir kızdı. Bu turda Rio’nun eski sokaklarını gezdik. Kraliçe Elizabeth’in bile tatlı yediği meşhur kafesini gördük, yaklaşık 3 saat süren bu turun sonunda, koştur koştur öğleden sonra turunun başlayacağı yere gittik. Hava artık iyice ısınmıştı ve güneş tepemizi deliyordu.

Rio de Janeiro

Santa Teresa manastırı.

Rio de Janeiro

Confitería Colombo, meşhur pastahane.

Rio de Janeiro

Rio de JaneiroRio de Janeiro

Havaianas terliklerini satan mağaza.

Rio de Janeiro

Eskiden saray olarak kullanılmış Portekiz mimarisi bina.

Rio de JaneiroRio de JaneiroRio de JaneiroRio de Janeiro

Selarón adli meşhur sanatçılarının yaptığı fayanslardan oluşan eser. Bütün merdivenleri dünyanın her tarafından turistlerin getirdiği fayanslarla kaplamış.

Rio de Janeiro

Su kemeri ve arka planda piramit seklinde katedral.

İkinci turda plajları gezerken kendimi Rio’nun sularına atmamak için zor tuttum. Herkes yüzerken biz günesin altında ter döküyorduk. Tek avuntum ertesi gün bizimde Rio’nun meşhur plajlarında sere serpe yatacak olmamızdı.

Rio de Janeiro

Brezilya dizilerini kaçırmamak için plajlarda bile televizyon var.

Rio de Janeiro

Meşhur Copacabana plajı.

Rio de Janeiro

Tanga bikinim yok diye ağlama, buradan alabilirsin.

Rio de Janeiro

Entelektüel muhabbetlerimden biri daha.

Rio de Janeiro

Copacabana plajı.

Rio de Janeiro

Ipanema plajı.

Rio de Janeiro

Dağin tepesinde Rio’nun sembolü İsa heykeli var.

Rio de JaneiroRio de Janeiro

Ipanema.

Rio de Janeiro

Ipanema.

Rio de Janeiro

Ipanema.

Turun sonunda biraz deniz kıyısında yürüyüp en azından ayaklarımızı ferahlattıktan sonra, ertesi gün plajda kullanmak üzere pareo-havlu satın aldık. Daha sonra Ipanema plajı ile Copacabana plajı arasındaki kayalıklara tırmanarak günbatımını seyrettik. Güneş tamamen batınca herkes alkışlamaya başladı. Burada gelenek böyleymiş.

Rio de JaneiroRio de JaneiroRio de JaneiroRio de Janeiro

Akşam yemeği için otelin daha da tepelerinde minik bir yerel lokanta bulduk. Burada ayrıca acai denen amazon ormanlarında yetişen bir meyveden yapılan buzlu bir tatlı yiyerek hararetimizi aldık. Üçüncü günümüzü sonunda plaja ve denize ayırmıştık. Sabah kahvaltıdan sonra bohçamızı hazırlayıp Ipanema plajına doğru yola çıktık. Plajda bir şemsiye kiraladık ve altına serildik. Bu plajlarda hırsızlık çok olağan bir olay. Bu sebeple hiçbir eşyayı gözlemsiz bırakmamak gerekiyor. Bu yüzden mecburen sırayla yüzmek zorundaydık. Hatta bazen hafta sonları favelalardan (gecekondu mahalleleri, mafyanın kol gezdiği, polisin giremediği türden) insanlar bu plajlara inip 30-40 kişilik gruplar halinde plajın bir tarafından akına geçip önlerine çıkan bütün çantaları koşarak toplayıp, plajın öbür tarafından bütün çaldıklarıyla çıkıyorlarmış. İşte bu sebeplerle tedbiri elden bırakmamakta fayda var.

Brezilya hükûmeti 2016 olimpiyatlarına hazırlık olarak favelaların çoğunu pasifize etmiş. Yani asker gece yarısı operasyonları ile favelalara dalmış, uyuşturucu baronlarını toplayıp, hapse atmış, orada yaşayan diğer kişileri eğitime almış ve iş sunmuş bu şekilde bu favelaların bazıları eski tehlikeli günlerinden uzaklaşmış. Eskiden favelalara girenin sağ çıkması veya soyulmadan çıkması imkânsızken simdi bazı favelalarda oteller açılmış, turistler kalıyor. Ama bu favelaların temizlenmesi için ayrılan bütçe 2016’da olimpiyatlardan sonra bitecekmiş. Yani dünyanın gözünü boyadıktan sonra burada yasayan halk yine eski günlerine dönecek. İnsanlar yine can güvenliği olmadan buralarda yasamaya devam edecek.

Plajdayken hemen önümüzde oturan kızla sohbete başladık. Kendisi de Brezilyalı olan bu kız aslında Sao Paulo’lu ama Rio’ya tatile gelmiş. Bol bol sohbet ettik kendisiyle, ayrıca sayesinde Jotabe ile beraber denize girebildik, o da bizim eşyalarımıza baktı.
Biz de o denize girerken onun eşyalarına baktık. Ayrıca bu plajda Brezilya’nın meşhur kokteyli Caipirinha’larımızı yudumlayıp güneşin altında hafiften çakırkeyif olduk. Plajın tek kötü yanı sürekli seyyar satıcıların geçiyor olması. Bu satıcılar sürekli bağırarak ne sattıklarını söyledikleri için sürekli arka planda bir bağırma sesi oluyor. Ayrıca Brezilyalı kadınlar zayıf, şişman fark etmeden tanga bikini giymeyi seviyorlar. Brezilya tam bir obez ülkesi. Özellikle kadınlarda her 3 kişinden biri rahat obez. Diğer bir tanesi balıketli belki üçüncü biri normal kiloda. Bir de Rio sokaklarında tişörtsüz gezmek erkekler arasında son derece normal. Kadınlar arasından da bikini üstüyle gezen metroya binen görmek mümkün. Ve tabii ki herkesin ayağında brezilyanın meşhur Havaianas marka terlikleri var. Akşam otelimize döndüğümüzde ikimizde güneşten yanmıştık. Ertesi gün ikimizde soyulmaya başlamıştık bile. İşte Rio güneşi böyle güçlü.

Son günümüzde meşhur Isa heykelinin olduğu dağa çıkmak istedik ama fiyatlar dudak uçuklatan cinsten olduğu için ona uzaktan bakmanın yeterli olacağına karar verdik. Daha sonra Pao do Acuzar dağına çıkmaya karar verdik. Bu dağa teleferikle ücret karşılığı veya yürüyerek bedava çıkmak mümkün. Tabii biz çulsuzlar olarak 40 derece sıcakta güneşin altında verdik kendimizi yollara. Neyse ki hızlı bir tempo sonucu 20 dakikada tepeye varmıştık.

Yolda maymun sincap karışımı değişik bir hayvancık gördük. Tepeye vardığımızda aç ve yorgunduk. Biraz manzaranın keyfini çıkardıktan sonra orada bulunan bir restoranda yemek yedik. Daha sonra dönüşe geçtik. İnişte terliklerim kaydı ve ben ayağımı yaraladım. Aşağı vardığımızda ilk yardım olarak ayağımı denizin tuzlu sularına soktum. Daha sonra bir otobüse binerek otele gittik ve oksijenli suyla ayağımı temizledim.

Rio de Janeiro

Botafogo plajı.

Rio de Janeiro

Pao de Azúcar (solda) ve ona teleferikle bağlı Urca tepesi.

Rio de Janeiro

İnsan suratlı maymun sincap kırması gibi bir şey.

Rio de JaneiroRio de Janeiro

Isa heykeli.

Rio de JaneiroRio de JaneiroRio de JaneiroHavaalanı deniz doldurularak yapılmış.

Rio de Janeiro

Pao de Azúcar tepesi.

Rio de Janeiro

Ayrıca bu otelde yine bir çamaşır günü yaptık. Ama otelde çalışan kadının bize deterjan diye verdiği şey meğerse çamaşır sulu yer temizleme ürünüymüş ve bütün kıyafetlerimiz renklerini kaybetti. Özellikle benimkiler. Bütün tişörtlerim, şortlarım eteğim gitmişti. Şu tatile başladık başlayalı olaysız bir çamaşır yıkamamız olmadı. Neyse ki bu problemi otele kalma ücreti vermeyerek hallettik. Zaten eskimiş tişörtlerimizin kaybını Rio’da 4 gün bedava kalarak kapatmış olduk. Ertesi gün istikametimiz Sao Paulo…

Muhteşem Iguazu Şelaleleri nasıl gezilmeli

Puerto Iguazu- Arjantin tarafı

Iguazu Şelalelerini hem Brezilya’dan hem de Arjantin’den görmek istiyorduk. İlk olarak Arjantin tarafında Puerto Iguazu şehrine gittik.  Burada dışarıdan güzel ama içi kokuşmuş bir hostele vardık. Burada 4 kişilik bir yatakhanede kalacaktık. Lakin odamızdaki sorunların ardı arkası kesilmedi. Önce çantalarımızı koyabileceğimiz dolabın içi ıslak çıktı. Klimanın suyu buraya akıyordu. Mecburen bütün çantaları tek dolaba sıkıştırmaya çalıştık. Daha sonra tuvaletlerde tuvalet oturağı olmadığını gördük. Bunu şikâyet ettikten sonra neyse ki menajer bir oturak bulup takti. Akşam yemekten sonra odaya geldiğimizde bu sefer klimadan akan suyun diğer dolapların içine de dolduğunu ve her şeyin sular altında kaldığını gördük. Bunun sonunda uzun bir tartışma dönemi başladı. Jotabe menajeri sonunda bizi iki kisilik odada ayni fiyata kaldırmaya ikna etti. Üstelik odamızda banyo da vardı. Süper bir upgrade oldu. Geceyi bu odada geçirdik.

Ertesi gün erkenden şelaleleri görmeye gitmek istiyorduk. Lakin menajer odayı yine değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Çünkü oda başkalarına verilmişti o gün için. Bizim eski odadaki klimayı tamir ettiklerini sorunların çözüldüğünü söyledi. Biz de mecburen eski odamıza geri döndük. Neyse ki odada kalan diğer alman çift gayet temiz ve sessizdi. Ayrıca menajer bir de kendini affettirmek için bize otelde akşam yemeği ısmarladı. Bir de bira 🙂

Şelaleler otobüsle yaklaşık yarım saat mesafede. Varır varmaz biletlerimizi aldık ve bizi şelalelerin yakınına götürecek treni bekledik. Vardığımızda ağzım açık kaldı. Muhteşem bir manzaraydı.

Iguazu

Bizi karşılayan nehir.

Iguazu

Şelalelerle ilk karşılaşma.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Su o kadar güçlü düşüyor ki sıçrayan sulardan ortalık görünmüyor.

Iguazu

Şeytan boğazı olarak adlandırılan yer.

Onlarca şelale irili ufaklı çılgınlar gibi akıyor. O suyun sesi, görüntüsü, insan dalıp gidebilir. Saatlerce orada durup bu manzarayı seyredebilirdim. Maalesef çok kalabalıktı bir süre sonra diğer kişilere yer vermek gerekiyordu. Yine de bol bol tadını çıkardık. Şelaleleri görmek için birçok parkur var. Bazı parkurlar şelalelerin üstünden geçiyor, bazıları altından yanaşıyor. Bazılarında o kadar yakındık ki sırılsıklam olduk.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Biraz ıslandım.

Ayrıca bu şelalelerin olduğu parkta coati denilen bir hayvancık yaşıyor. Biraz kokarca ile kedi arası bir hayvan bu. Çok sevimli ama tam bir hırsız. Turistlerin çantalarından yemek çalıyorlar. Bayağı dikkatli olmak gerekiyor. Ellemek yasak ama ben dayanamadım birinin başını okşadım. 🙂

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Örümcekler.

 Burada yaklaşık 4 saat geçirdikten sonra otobüsümüze bindik ve geri döndük. Ertesi gün Brezilya’ya geçeceğiz ve şelaleleri bir de bu taraftan izleyeceğiz.

Foz do Iguaçu- Brezilya tarafı

Puerto Iguazu’dan bindiğimiz otobüsle Brezilya sınırına geldik. Pasaportlarımızı damgalattıktan sonra otobüsle Foz de Iguassu’nun terminaline kadar devam ettik. Terminal otelimize yakın olduğu için yürümeye karar verdik. Bu sefer şanslıydık. Otelimiz şahane çıktı. Sade ama tertemiz bir oda, ortak ama tertemiz bir banyo. Başka bir şey gerekmiyor zaten. Bir de klima. Havalar gerçekten çok sıcak burada. Odamıza yerleştikten sonra yemek yemek için restoran arayışına girdik ve sanırım Güney Amerika’da yediğimiz en iyi vejetaryen lokantasını bulduk. Burada geçireceğimiz üç gün her gün buraya öğle yemeğine gelecektik. O kadar lezzetliydi ki. Acık büfede bulunan her yemek insani zevkten zevke götürüyordu. Tayvanlı bir adamın açtığı bu lokanta tam 12’den isabetti.

Iguazu

Lokantanın sahibi Tayvanlı Cesar.

İlk gün biraz şehirde gezdik ama fazla dışarıda kalamadık. Sıcak dayanılır gibi olmadığı için odamıza dönüp klima altında dinlendik. Ertesi gün şelaleleri ziyarete gittik. Brezilya tarafından daha panoramik bir görüntü var. Arjantin’e göre daha uzaktan ama resmin tamamını görmek mümkün.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Burada birkaç saat geçirdik, yine coatileri izledik. Sonra öğle yemeğimizi aynı yerde yiyip günün geri kalanını odada geçirdik. Bu şehirden sonra durağımız Rio de Janeiro. Buraya uçakla gideceğiz.