Muhteşem Iguazu Şelaleleri nasıl gezilmeli

Puerto Iguazu- Arjantin tarafı

Iguazu Şelalelerini hem Brezilya’dan hem de Arjantin’den görmek istiyorduk. İlk olarak Arjantin tarafında Puerto Iguazu şehrine gittik.  Burada dışarıdan güzel ama içi kokuşmuş bir hostele vardık. Burada 4 kişilik bir yatakhanede kalacaktık. Lakin odamızdaki sorunların ardı arkası kesilmedi. Önce çantalarımızı koyabileceğimiz dolabın içi ıslak çıktı. Klimanın suyu buraya akıyordu. Mecburen bütün çantaları tek dolaba sıkıştırmaya çalıştık. Daha sonra tuvaletlerde tuvalet oturağı olmadığını gördük. Bunu şikâyet ettikten sonra neyse ki menajer bir oturak bulup takti. Akşam yemekten sonra odaya geldiğimizde bu sefer klimadan akan suyun diğer dolapların içine de dolduğunu ve her şeyin sular altında kaldığını gördük. Bunun sonunda uzun bir tartışma dönemi başladı. Jotabe menajeri sonunda bizi iki kisilik odada ayni fiyata kaldırmaya ikna etti. Üstelik odamızda banyo da vardı. Süper bir upgrade oldu. Geceyi bu odada geçirdik.

Ertesi gün erkenden şelaleleri görmeye gitmek istiyorduk. Lakin menajer odayı yine değiştirmemiz gerektiğini söyledi. Çünkü oda başkalarına verilmişti o gün için. Bizim eski odadaki klimayı tamir ettiklerini sorunların çözüldüğünü söyledi. Biz de mecburen eski odamıza geri döndük. Neyse ki odada kalan diğer alman çift gayet temiz ve sessizdi. Ayrıca menajer bir de kendini affettirmek için bize otelde akşam yemeği ısmarladı. Bir de bira 🙂

Şelaleler otobüsle yaklaşık yarım saat mesafede. Varır varmaz biletlerimizi aldık ve bizi şelalelerin yakınına götürecek treni bekledik. Vardığımızda ağzım açık kaldı. Muhteşem bir manzaraydı.

Iguazu

Bizi karşılayan nehir.

Iguazu

Şelalelerle ilk karşılaşma.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Su o kadar güçlü düşüyor ki sıçrayan sulardan ortalık görünmüyor.

Iguazu

Şeytan boğazı olarak adlandırılan yer.

Onlarca şelale irili ufaklı çılgınlar gibi akıyor. O suyun sesi, görüntüsü, insan dalıp gidebilir. Saatlerce orada durup bu manzarayı seyredebilirdim. Maalesef çok kalabalıktı bir süre sonra diğer kişilere yer vermek gerekiyordu. Yine de bol bol tadını çıkardık. Şelaleleri görmek için birçok parkur var. Bazı parkurlar şelalelerin üstünden geçiyor, bazıları altından yanaşıyor. Bazılarında o kadar yakındık ki sırılsıklam olduk.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Biraz ıslandım.

Ayrıca bu şelalelerin olduğu parkta coati denilen bir hayvancık yaşıyor. Biraz kokarca ile kedi arası bir hayvan bu. Çok sevimli ama tam bir hırsız. Turistlerin çantalarından yemek çalıyorlar. Bayağı dikkatli olmak gerekiyor. Ellemek yasak ama ben dayanamadım birinin başını okşadım. 🙂

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Örümcekler.

 Burada yaklaşık 4 saat geçirdikten sonra otobüsümüze bindik ve geri döndük. Ertesi gün Brezilya’ya geçeceğiz ve şelaleleri bir de bu taraftan izleyeceğiz.

Foz do Iguaçu- Brezilya tarafı

Puerto Iguazu’dan bindiğimiz otobüsle Brezilya sınırına geldik. Pasaportlarımızı damgalattıktan sonra otobüsle Foz de Iguassu’nun terminaline kadar devam ettik. Terminal otelimize yakın olduğu için yürümeye karar verdik. Bu sefer şanslıydık. Otelimiz şahane çıktı. Sade ama tertemiz bir oda, ortak ama tertemiz bir banyo. Başka bir şey gerekmiyor zaten. Bir de klima. Havalar gerçekten çok sıcak burada. Odamıza yerleştikten sonra yemek yemek için restoran arayışına girdik ve sanırım Güney Amerika’da yediğimiz en iyi vejetaryen lokantasını bulduk. Burada geçireceğimiz üç gün her gün buraya öğle yemeğine gelecektik. O kadar lezzetliydi ki. Acık büfede bulunan her yemek insani zevkten zevke götürüyordu. Tayvanlı bir adamın açtığı bu lokanta tam 12’den isabetti.

Iguazu

Lokantanın sahibi Tayvanlı Cesar.

İlk gün biraz şehirde gezdik ama fazla dışarıda kalamadık. Sıcak dayanılır gibi olmadığı için odamıza dönüp klima altında dinlendik. Ertesi gün şelaleleri ziyarete gittik. Brezilya tarafından daha panoramik bir görüntü var. Arjantin’e göre daha uzaktan ama resmin tamamını görmek mümkün.

IguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazuIguazu

Burada birkaç saat geçirdik, yine coatileri izledik. Sonra öğle yemeğimizi aynı yerde yiyip günün geri kalanını odada geçirdik. Bu şehirden sonra durağımız Rio de Janeiro. Buraya uçakla gideceğiz.

Buenos Aires

Ve Buenos Aires… Bu şehirde tam bir hafta kalacağız. Bu bizim için bir rekor. Şimdiye kadar bir şehirde 4 günden fazla kaldığımız olmadı. Bu sayede biraz dinlenmeyi umuyoruz. Burada da yine bir stüdyo daire kiraladık. Cordoba’daki kadar güzel ve modern olmasa da isimizi görür vaziyetteydi. Evimiz Balvanera bölgesindeydi. Her ne kadar konuştuğumuz herkes bu bölgenin tehlikeli olduğunu söylediyse de biz sadece köşe başımızda her daim bulunan bir kaç alkolik haricinde tehlikeli veya garip bir şeyle karşılaşmadık.

İlk gün eski şehri, şehir merkezini gezdik. İtiraf etmeliyim ki Buenos Aires büyük şehir olarak Güney Amerika’da  en etkileyici şehir. Ama kontrastlarla dolu. Devasa etkileyici binalar, büyük parklar, güzel kafeler. Lakin ülkenin finansal olarak iyi gitmediğini her köse başında görmek mümkün. Oldukça çok evsiz var. Sokaklar çok pis. Kaldırımlar yollar kirik dökük. Buenos Aires’te günlerimiz şehrin sokaklarını gezmek ve dinlenmekle geçti. Palermo bölgesinde gece yemeğe ve bir şeyler içmeye gittik. Jotabe uzun zamandır yediği en iyi eti orada yedi.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Kongre binası.

Buenos AiresBuenos Aires

Palacio Barolo, Montevideo’da bu binanın aynısından gördük.

Buenos AiresBuenos Aires

Pembe saray. Başkanın yaşadığı yer.

Buenos AiresBuenos Aires

Pembe sarayın içi.

Buenos AiresBuenos Aires

Buenos Aires

Pembe sarayın içi.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Buenos Aires

Otobüs kuyruğu.

Ayrıca San Telmo bölgesinde pazar marketine gittik. Tıklım tıklım doluydu sokaklar. Küçük bir meydanda tango yapanları izledik.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Buenos Aires

Buenos Aires

San Telmo’dan La Boca’ya geçtik. Burası şehrin en tehlikeli bölgesi lakin buradaki Caminita adlı bir sokak oldukça turistik. Rengârenk evlerle, restoranlarla dolu bu sokakta, restoranlarda tango gösterileri izlerken yemek yenebilir. Ya da bizim gibi yoldan geçerken dışarıdan bedavaya izlemek de mümkün.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Recoleta bölgesi her halde Buenos Aires’in en zengin yeri. Biraz bizim Etiler biraz New York karışımı. Yüksek binalar, güzel kafeler ve mağazalar. Burada sadece organik gıdalarla hazırlanan bir fast food lokantasına gittik. Burayı o kadar sevdim ki ertesi gün de bu restoranın başka bir şubesinde yemek yedim. Jotabe ise  Guerrin adli bir pizzacının müdavimi oldu. Burada 5-6 tür pizza seçenekleri arasından pizza dilimleri alıp hızlıca ayakta yiyorsun. Pizzaları her ne kadar güzel olsa da bana biraz ağır geldi.

Bir de Buenos Aires’in meşhur mezarlığını gezdik. Bu mezarlıkta zengin asil ailelerin muhteşem görkemli, sanat eseri gibi anıt mezarlarını gezmek mümkün. Eva Peron’un mezarı da burada.

Buenos Aires

Mezarlığın girişi.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Önümdeki yeşil şey tek bir ağaç. Dev gibi. Dalları o kadar ağır ki kırılmasın diye altına destek koymuşlar.

Buenos AiresBuenos Aires

El Ateneo kitapçısı, eski tiyatro şimdinin kitapçısı. Buenos Aires’te o kadar kitapçı var ki. Kitap okumayı seviyorlar.

Buenos Aires

Colón tiyatrosu.

Buenos Aires’te dünyanın en geniş caddesi bulunuyor. Bu caddenin ortasında da bir dikilitaş var. Bu caddeyi karşıdan karşıya geçmek bir spor. Yaklaşık 16 şeritlik bu caddeyi tek bir yeşil ışık yanımı suresinde geçmek için koşmamız gerekti. Ama başardık.

Buenos Aires

Buenos Aires’te kaldığımız bir gün şehre yarım saat uzaklıktaki San Isidro kasabasına gittik. Burada Jotabe’nin ailesinden birilerini ziyaret ettik. Onların evinde yemek yedik. Mate içtik, sohbet ettik. Oldukça güzel bir gün geçirdik.

Buenos AiresBuenos AiresBuenos Aires

Buenos Aires’ten sonra istikamet Uruguay ve Montevideo. Bunun için önce bir feribota binip Uruguay’ın Colonia şehrine geçeceğiz buradan da otobüsle Montevideo’ya devam edeceğiz.

Cordoba

Yaklaşık 23 saat süren bir otobüs yolculuğu sonrasında Cordoba’ya ulaştık. Otobüste yapılan Noel çekilisinde ben bir şişe şarap kazandım. Otobüs geç kaldığı için biz de evin anahtarını verecek kişiyle olan randevumuza geç kalmıştık dolayısıyla kapıda kalmıştık. Apartmanın yanındaki pastaneden kadını aradık 20 dakika sonra tekrar gelmişti ve sonunda evimize çıkabildik. Ev gerçekten iyi bir sürpriz olmuştu bize. Oldukça temiz, geniş her türlü mutfak gereci, TV, klima bulunan şahane bir evdi. Burada 3 gece geçirecektik ve şimdiden rahatlamaya başlamıştık.

Cordoba

Cordoba Buenos Aires’ten sonra Arjantin’in en büyük ikinci şehri. İlk gün biraz şehri gezdik ayrıca minik Noel kutlamamız için alışveriş yaptık, birbirimize küçük saçma hediyeler aldık ve paketledik.

Ertesi gün Noel’di ve biz bir takım son dakika alışverişleri harici evdeydik. Yemekler hazırladık ve Noel filmleri izledik. Yani günün çoğunu evde geçirdik. Zaten sokaklar Noel sebebiyle bomboştu.

Ertesi gün yine Cordoba sokaklarını talan ettik. Hem de Noel’de yediklerimizi erittik. Sokaklar bomboştu yine. Biz de bu bos sokakların tek tanığıydık. Sanki dünyanın sonu gelmiş ve bir tek biz kalmıştık.

CordobaCordobaCordobaCordobaCordoba

Noel hediyelerimizi aldığımız avm.

CordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordoba

Katedral.

Cordoba

San Martin meydani.

CordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordobaCordoba

Arjantin’de çöpler hep bu şekilde yüksekte. Sanırım köpekler karıştırmasın diye.

Cordoba

Son gün akşam 9’da Buenos Aires’e otobüsümüz kalkıyordu. Ev sahibimiz istersek akşam 7’ye kadar evde kalabileceğimizi söyledi. Bu sayede sırtımızda çantalar sokaklarda kalmaktan kurtulduk. Ayrıca son gün Jotabe’nin şehirden 40 dakika mesafede yaşayan bazı akrabalarını ziyaret ettik. Akşam anahtarları verdikten sonra, bir yerlerde bir şeyler yedik ve daha sonra Cordoba’ya elveda deyip otobüsümüze bindik.

CordobaCordoba

CordobaCordobaCordoba

Trelew

Trelew kuzey Patagonya’nın Chubut bölgesinde bulunan Atlantik okyanusu kıyısında bir şehir. Buraya gelme amacımız Punta Tumbo’da bulunan Macellan penguenlerinin kolonisini görmek. Burası Güney Amerika’daki en büyük penguen kolonisi. Buraya ulaşmak için ilk önce El Chalten’den otobüsle El Calafate’ye geri döndük ve buradan Trelew’e uçakla vardık. Trelew çok küçük ve pek de turistik olmayan bir şehir. Sadece iki tane Hostel var. İkisi de birbirinden beter. Burada yaklaşık 10 kişilik bir yatakhanede kaldık.

Ertesi gün penguenleri görmek için bir tur ayarlamıştık. Punta Tombo otobüsle 1,5 saatlik bir mesafe ve inanılmaz ama gerçek buradaki araziler sadece bir kişiye ait özel bir mülk. Sahil kesimi de km2’lerce alan da sadece bir kişiye ait. Ama neyse ki bu özel alana girip penguenleri görmek mümkün. Daha otobüsten iner inmez ilk penguenler yüzlerini gösterdiler. Macellan penguenleri en fazla 45 cm boya ulaşıyor ve yaklaşık 4-5 kilolar. Yani o kadar minik ve şirinler ki insanın cani birini çantasına atıp kaçmak istiyor.

Trelew

Bir penguenin gözünden dünya.

Buraya gittiğimiz bu dönem penguenlerin yumurtlama döneminin hemen sonrası. Yani yavrular artık yumurtalardan çıkmıştılar ve anne ve babalarının bakımındaydılar. Her taraf her köse penguen yuvası doluydu. Penguenler genelde toprağı kazarak bir yuva yapıyorlar. Bu yuvalar çalılıkların altında da olabiliyor. Ve bu penguenler her sene buraya yumurtlamaya geldiklerinde aynı yuvayı kullanıyorlarmış. 20 sene boyunca aynı yuvayı kullanan penguenler varmış. Ömürleri 35 sene kadar. Ayrıca yürüdüğümüz yerlerde penguenlerin önceliği var. Yani karsımıza bir penguen çıkarsa kibarca yol vermeniz gerekiyor.

TrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelew

Manzaranın tadını çıkarırken.

Trelew

Yuvaları.

TrelewTrelewTrelew

Plaja yürürken.

Trelew

Bebekler.

TrelewTrelew

Her yer yuva dolu.

TrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelewTrelew

Dayanamayıp birini çantama atacağım.

O kadar tatlı bir görüntü ki, binlerce penguen paytak paytak dolaşıyor, kendilerini temizliyor, yavrularını besliyor, ya da yüzmeye gidiyor. Her doğal parkta olduğu gibi burada da hayvanlara dokunmak yasak. En az bir metre mesafe tutmak gerekiyor. Oldukça zorlu bir görev 🙂

Trelew

ñandúlar. Devekuşu gibi bir hayvan.

Trelew

Gine domuzu.

Gezimiz sonunda otele geri döndük. Burada tanıştığımız Güney Kore’li kızla sohbet edip, şarap içtik. Ertesi gün zorlu bir gün olacak. Yaklaşık 20 küsur saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Cordoba’ya varmaya çalışacağız.

El Chalten

El Chalten’e Calafate’den otobüsle 3,5 saatte ulaşmak mümkün. Burası aslında doğal bir park. Birçok trekking rotası var ama en meşhuru tabii ki Fitz Roy.

Fitz Roy her ne kadar Himalayaların yarısı kadar bir yükseklikte olsa da burası dünyanın tırmanması en güç dağlarından biri. Biz buranın tepesine çıkmayacaktık tabii ki ama manzara noktasına kadar olan 8 saatlik gidiş dönüş bir trekking yapmak istiyorduk. Bu bölgenin bir diğer zorlayıcı faktörü hava şartları. Hava o kadar soğuk ve rüzgârlı olabiliyor ki. Üstelik ani kar yağışı, yağmur, sis olağan şeyler, yazın bile. Biz de burada yaz aylarında bulunmamıza rağmen bu hava şartlarından payımıza düşeni alacaktık.

El ChaltenEl Chalten

Bizim planlarımız ilk gün odaya yerleşip, dinlenmek, ikinci gün Fitz Roy trekkingi yapmak, üçüncü gün de Cerro Torre trekkingini yapmaktı. Lakin hostelimize geldiğimizde, hostel sahibi hava şartlarının kötüleşeceğini, ertesi gün yağmur beklediklerini söyledi. Biz de planlarda değişiklik yapmaya karar verdik. 6 kişilik yatakhanemize yerleştikten sonra üstümüzü değiştirdik, hızlı bir öğle yemeği yedik ve Cerro Torre trekkingine başladık. Trekkingin son kısmı oldukça rüzgârlıydı. Kayaların arkasına saklanıp, rüzgârdan korunarak biraz dinlendik ama beş dakikadan fazla kalamadık. Hem çok soğuktu hem rüzgâr buradan bile bizi etkiliyordu. Manzara şahane de olsa fazla tadını çıkaramadan geri dönüşe geçtik. Bu trekking aslında  gidiş dönüş toplam 6 saat sürüyor ama biz öyle bir tempo koyduk ki 3,5 saatte tamamladık.

El Chalten

Yürüyüşe başlarken.

El Chalten

Manzara şahane.

El Chalten

Uzakta görünen dağa varmamız gerekiyor.

El Chalten

La Laguna Torre. Gölün ilerisinde buzullar var. Suda da yüzen buzlar.

El Chalten

Burada rüzgâr o kadar güçlüydü ki gölün sularını yağmur gibi üstümüze atıyordu.

El ChaltenEl Chalten

Dönüş yolunda şansımız yaver gitti de Fitz Roy daği bulutların arasından göründü. Kendisini görmek oldukça zor. Hep bulutlarla kaplı. Bu ilk ve son görüşümüz oldu.

El Chalten

Akşam yemeğinden sonra Fatih’le buluştuk ve bir yerlerde şarap içip sohbet ettik. Daha sonra odamıza döndük. Ertesi gün gerçekten yağmurluydu. Bizim de yapacak pek bir işimiz yoktu. Bizde tembel tembel takıldık. Bu köyde internette yok sayılır. O kadar yavaş ve kötü ki. Sadece bir kafeteryada birazcık daha hızlıydı, biz de birkaç saat burada takıldık. Erken bir akşam yemeğinden sonra Fatih bizi hostelinde şarap içmeye davet etti. Biz de birkaç saat orada sohbet ettik. Çok geçe kalmadan odamıza döndük çünkü ertesi gün büyük gün. 8 saatlik Fitz Roy trekkingi bizi bekliyordu ve biz dağ havasına güven olmadığı için erkenden yola çıkmak istiyorduk.

Yol ilk saat dik, sonra iki saat düz ve son bir saat aşırı dik bir tırmanıştan oluşuyordu. Lakin biz bu parkuru beklenenden daha hızlı tamamladık. Bir gece evvel kar yağmıştı ve bazı yerler karla kaplıydı. Yolun son bölümlerinde kar yağmaya başladı, artık direkt karin üzerinde tırmanıyorduk. Oldukça dikti ve yer yer kayıyordu. Ama tepeye vardığımızda her ne kadar manzara çok güzel olsa da maalesef Fitz Roy daği bulutların arkasına saklanmıştı. Burada öğle yemeğimizi donarak yedik ve bulutların açılmasını umduk ama maalesef açılmadılar. Sonunda soğuğa yenik düştük ve dönüşe geçtik. Dönüş yolunda kar iyice artmıştı. Biran evvel hostele varmak istiyorduk. Çünkü oldukça soğuk ve rüzgârlıydı. Bu yüzden yine çılgın bir tempo tutturduk ve 8 saatlik yolu 5 saatte gidiş dönüş tamamladık.

El Chalten

Yolun başlangıcı.

El Chalten

Yolda bizi karlar karşıladı.

El Chalten

Burada yaz ama her yer kar.

El Chalten

Bütün vadi beyaz.

El ChaltenEl Chalten

Sulara girmemek için yapılmış mini bir geçit.

El Chalten

Arkamızda bıraktığımız vadi.

El Chalten

İşte asil zor kısım burada başlıyor.

El Chalten

Bu kısımda yollar karla kaplıydı.

El ChaltenEl Chalten
El Chalten

Neredeyse vardık.

El ChaltenEl Chalten

Laguna de los Tres. Bulutların arkasında Fitz Roy daği. Maalesef biraz utangaç.

El ChaltenEl Chalten