Lombok ve Gili Adaları

Gili adaları Lombok adasının kuzeyinde bulunan üç tane minik adadan oluşan bir yer. Gili adalarına gitmek için önce Bali’den uçakla Lombok adasına uçacağız, sonra otobüsle veya arabayla limana gidip, limandan yine tekne ile Gili adalarına geçeceğiz. Uçak yaklaşık yarım saat sürüyor, havaalanından limana arabayla 1,5 saat yolculuk, sonra tekne ile yarım saat daha. Bali’den hızlı tekne ile direkt Gili adalarına gitmek mümkün. Bunun için Kuta’dan otobüsle 1,5 saatte limana gidiliyor, sonra hızlı tekne ile bir saatte Gili adalarına varılıyor. Bir de feribot var, Ama feribot yaklaşık 5-6 saat sürüyor. İlk önce hızlı botla gitmek istedik ama sonra internetten yaptığımız araştırma sonunda hızlı botların çok tehlikeli olduklarını okuduk. Botların oldukça küçük olduğunu, kapasitesinin üstünde insan aldığını, can yeleklerinin bulunmadığını ve Bali ile Lombok adası arasındaki güçlü akıntılar için yapılmadıklarını okuduk. Hatta birkaç yıl evvel botlardan biri batmış. Biz de bu kadar kotu şey okuduktan sonra uçaklara baktık ve Lombok adasına 17 dolara uçak bileti bulduk. Lombok havaalanında bir genç şoförle anlaştık, o da bizi limana yaklaşık 20 dolara getirdi. Oradan da tekne ile Gili adalarına vardık. Otelimiz biraz adanın içlerindeydi. Limandan yaklaşık 20 dakika yürümek gerekiyordu. Adada bizim Prens Adaları’nda olduğu gibi motorlu taşıt yasak. Sadece fayton ve bisiklet var. Otelimiz her ne kadar biraz ana sokaktan uzak da olsa, süper temiz ve şık 4 tane bungalovun olduğu bir oteldi. Banyomuz bungalovun arka bahçesinde açık havadaydı. Otelin bir de minicik bir havuzu vardı. İlk gün havuzda dinlendik.

GiliGili

İkinci gün bisiklet kiralayıp adayı keşfe çıktık. Adanın etrafını bisikletle 90 dakikada gezmek mümkün. Bazı kıyıları rüzgâr sörfü için uygun, bazı kıyıları ise mercan kayalarıyla kaplı ve şnorkel ile yüzmek için idealdi. Açıkçası ada her ne kadar şirin de olsa bir cennet ada değildi. Denizi temiz ve güzeldi ama kumu mercanlarla kaplı olduğu için basacak fazla bir yer yoktu. Bir de kumsalı oldukça dardı ve hep restoranlar tarafından işgal edilmişti. Biraz Türkiye’deki gibi.

Burada kaldığımız bir gün de tekne turu yaptık. Farklı noktalarda duran tekneler size şnorkel maskesi ve palet veriyor, sizde mercanları ve farklı balıkları gözleyerek yüzüyorsunuz. Açıkçası mercanlar biraz ölmek üzere gibiydiler, fazla balıkta kalmamıştı. Yani şnorkel ile yüzmek o kadar da ilginç değildi burada. Gili adalarından sonra istikametimiz Komodo adası. Bunun için Bali’ye uçakla geri dönecek, bir gece havaalanının yakınlarında bir konukevinde kalacak, ertesi gün uçakla Flores adasında Labuan Bajo’ya uçacağız.

Gili

Otelimiz.

Gili

Bungalovumuz.

Gili

Havuz keyfi.

GiliGiliGili

Gili

Gili

Bali Adasında Sörf

Bali Adası adını hep duyduğumuz, büyük resortlar, her şey dâhil tatil yerleri ile dolu bir ada. Oldukça küçük bir ada ve bir ucundan diğer ucuna scooterla 2-2,5 saatte gitmek mümkün. Biz burada Kuta şehrinde kalmaya karar verdik. Amacımız sörf yapmayı öğrenmekti ve Kuta sahilinin başlangıç için en uygun yer olduğunu okumuştuk. Dalgalar çok da büyük olmadığı için burada öğrenmek daha kolay. Kuta’da Pavillion Hotel’e yerleştik. Minik bir yüzme havuzu da olan bu otelde oda son derece temiz ve güzeldi. Biz de coşup tatilimizi bir haftaya uzattık. İlk is gidip sörf dersimizi ertesi gün için ayırttık. Daha sona sokakları keşfe çıktık ve bir İtalyan lokantasında yemek yedik.

BaliBaliBaliBali

Kuta plajına giriş.

Bali

Günbatımı.

Bali

Dalga sörfü oldukça eğlenceli ama yorucu bir spor. Acemilere ilk basta yumuşak bir yüzeyle kaplı bir tahta veriyorlar. Sürtünme katsayısı daha fazla olan bu tahta kaymayı engelliyor ama sürtünmeden dolayı dizlerimiz, ayak parmaklarımız yaralandı, soyulmaya başladı. Bu yüzden biraz acı verici oldu. Acemilere daha uzun tahta veriliyor. Zamanla tahtanın boyu küçülüyor. İkinci derste daha kısa tahtaya geçtim. Burada kaldığımız 7 günün beşinde sörf yaptık. İki saatlik seansların sonunda pestilimiz çıkmış oluyordu.
Hemen yemek yiyip, otelin havuzunda dinleniyorduk. Bir gün hoca hazır olduğumuzu iddia edip bizi daha büyük dalgalara getirdi ikimizde büyük bir dalgaya kapılıp, dengemizi sağlayamadık ve düştük. Dalganın içinde çamaşır makinesinde gibi dönüp durmaya başladık. Bana asırlar kadar uzun gelen ama aslında saniyeler süren dönmenin sonunda tekrar yüzeye çıktığımızda biraz tırsmıştık. Henüz bu kadar büyük dalgalara, yaklaşık 3 metre, hazır değildik. İkimizde tahtamızı kaptığımız gibi elimizden geldiğince hızlı bir şekilde büyük dalgalardan uzaklaştık.

BaliBali

Sörf haricinde kiraladığımız scooterla civar kasabalardaki Hindu tapınaklarını gezmeye gittik. Tapınaklardan birinde Bali’nin meşhur Kecak dansını izledik. Ayrıca bir başka gün yaklaşık 1,5 saatlik bir scooter yolculuğu sonrasında pirinç tarlalarını görmeye gittik, buradan da kutsal maymun ormanına gittik. Maymunları ellerimizle besledik onlar da yemekleri almak için tepemize tırmandılar. Yumuşacık tüyleri vardı maymuncukların ve inanılmaz tatlıydılar. Bali’deki günlerimiz sakin ve huzurluydu. Sanırım Peru Iquitos haricinde ilk defa bir yerde bu kadar uzun kaldık, buna gerçekten ihtiyacımız vardı. Sürekli bir sonraki adimi planlamak, otel bakmak, ulaşımı ayarlamak, çanta yapıp yollara düşmek her ne kadar kulağa o kadar zor gelmiyor olsa da inanın gerçekten uzun vadede çok yorucu oluyor. İşte bu yüzden biz Bali’deki vaktimizi iyi değerlendirdik.
Ama şöyle de bir gerçek var ki Bali’nin özellikle Kuta’nın denizi hiç güzel değil.
Hatta bazı günler iğrenç denilecek kadar pisti.  Deniz o kadar çok plastik çöple kaplıydı ki bazen yürürken kuma basmak mümkün olmuyordu, torbalar sağımıza solumuza dolanıyordu.  Her gün bu kadar pis değildi ama asla bir cennet plajı görünümünde de değildi. Sörf yapmak için harika bir yer lakin denizde yüzmek veya kumsalda eğlenmek için uygun bir yer değil. Hem çok dalgalı hem de dediğim gibi pis. Bali’den sonra durağımız Gili adaları.

BaliBaliBaliBaliBali

Bir de Luwak hayvanı ile tanıştık. Kendisi dünyanın en pahalı kahvesinin üreticisi. Kahve çekirdeklerini bu hayvana yediriyorlar daha sonra da hayvanın kakasından çıkan bu çekirdekten kahve yapıyorlar. Tadına bakmak istemedik biz. Hayvancıkları mıncıklamakla yetindik.

BaliBaliBali

Devasa yarasa.

BaliBaliBaliBaliBali

Kecak dans şovu.

BaliBaliBaliBali

Maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

2 maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

Malang gezi notları

Malang’a gelme amacımız iki farklı yanardağa çıkmaktı. Birincisi Bromo yanardağı, ikincisi ise Ijen yanardağı. Özellikle Ijen yanardağını görmeyi çok istiyorduk. Bu yanardağda sülfür madeni isçileri çalışıyor. Kraterlerden topladıkları sülfürleri sepetlere doldurduktan sonra bu 75-90 kilo çeken sepetleri önce 300 metre kraterden yukarı çıkaran daha sonra 3km yol yürüyüp şehre taşıyıp satan bu isçiler aslında hayatları ile kumar oynuyorlar. Yağmurlu günlerde kratere inmek tehlikeli. Her an kayıp düşme tehlikesi ve ölüm sizi bekliyor. Ayrıca çoğu akciğer sorunları yaşıyor. Ve bunların karşılığı günde yaklaşık 13 dolar kazanıyorlar.  Bu madene gece yürüyüşleri yapılıyor yaklaşık 2,5 saat suren ve bir maden isçisinin yol gösterdiği bu yürüyüş sonunda son derece etkileyici bir görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Mavi alevler. Sülfür gazının yanması ve 600 derece sıcaklığı bulması ile ortaya çıkan bu mavi alevler ancak gün ağarmadan görülüyor. Biz de bu alevleri görmek istiyorduk. Lakin kraterin ağzına iniş oldukça tehlikeli ve yağmurlu havalarda kayma tehlikesi var. Daha önce burada kayan turistler olmuş ve krater gölüne düşerek ölmüşler. Bu yüzden buraları en iyi bilen isçilerle beraber yürümek gerekiyor ayrıca hava şartlarının da iyi olması gerekiyor. Yağmurlu havalarda bu tur düzenlenmiyor.

Ve iste bizim yenilenen şanssızlığımız;  Malang’a vardığımız andan itibaren yağmur kesilmek bilmedi. Tur şirketleri Ijen’e gitmenin mümkün olmadığını söylediler ve diğer yanardağa gitmek için de aşırı yüksek fiyat biçtiler. Biz de uzun bir düşünme sonunda bu turdan vazgeçtik. Asıl amacımız olan Ijen’e gidemeyeceksek bu kadar para vermenin bir anlamı yok dedik. Ama bir gün mutlaka buraya geri donup isçilerle konuşmak ve mavi alevleri görmek istiyoruz. Malang şehri oldukça küçük. Yapacak bir şey yok pek. Biraz şehri dolaştık, yağmurda ıslandık, şehrin en iyi lokantasında yemek yedik onda da yemekten kurtçuk çıktı. Para vermedik. Ayrıca otelin lokantasında da yemekten zımba teli çıktı. Bu şehirden uçakla Bali’ye geçmeye ve biraz güzel havaların tadını çıkarmaya karar verdik. Bekle bizi Ijen, bir gün mutlaka döneceğiz.

Malang

Şehrin en güzel yeri.

Malang

MalangMalangMalangMalangMalangMalangMalang

Kanseri yenmek için dua.

MalangMalangMalangMalang

Salak meyvesi 🙂

Malang

Dünyanın en lezzetli meyvelerinden biri mangustin.

Malang

Yemekten çıkan zımba teli.

Malang

Obama’nın ikiz kardeşi.

Kültür ve sanat şehri Yogyakarta

Yaklaşık sekiz saatlik bir tren yolculuğu sonrası kültür ve sanat şehri Yogyakarta’ya vardık ve yol boyunca yüzlerce pirinç tarlasının yanından geçtik.

YogyakartaYogyakarta

YogyakartaYogyakarta

Bir taksiye binip otelimize geçtik. Biraz dinlendikten sonra aksam yemeği yemek için bir lokantaya gittik ve daha sonra otelimize döndük. Ertesi gün şehri ve sultanin sarayını gezmekti ilk planımız. Bir de scooter kiralamak istiyorduk. Bu şekilde şehre 40 kusur kilometre mesafedeki Borobudur Budist tapınağını ve 20 km mesafedeki Prambanan Hindu tapınağını gezebilecektik. Scooterı kiraladıktan sonra ani bir plan değişikliği yaptık ve ilk önce Prambana tapınağını gezmeye karar verdik. Scooterımıza atladığımız gibi yola koyulduk. Yaklaşık yarım saat sonra hedefe varmıştık. Bu şehirde de diğer Asya şehirlerinde olduğu gibi çılgın bir trafik var. Her taraftan karınca sürüsü gibi fışkıran motorlar, arabalar, bisikletler, at arabaları… İnsanın araç kullanırken her an alarmda olması önünü sağını, solunu, arkasını, çaprazını ayni anda kontrol etmesi gerekiyor. Burada trafik İngiltere gibi tersten gidiyor. Bu da biraz kafa karışıklığı yaratıyor başlangıçta. Ayrıca düz yolda birden ters istikamette size doğru gelen araçlar, ya da birden dikeylemesine önünüzü kesen motorlar çok olağan. Bu sebeplerden dolayı dikkatli olmak gerekiyor. Prambanan UNESCO dünya mirasları listesinde bulunan bir Hindu tapınağı. İçinde Shiva, Vishna ve Brama’ ya atanmış tapınaklar haricinde bir de minik Budist stupası var. Burada turizm okuyan bir genç kız bize bedava rehberlik yapmak istedi, amacı hem tecrübe edinmekti hem de gezinin sonunda ona bir değerlendirme yazısı yazmamızı istedi. Bu yazılardan toplayıp hocalarına vermesi gerekiyordu. Biz de tabii seve seve kabul ettik.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Ayrıca bu ülkede herkes bizimle fotoğraf çektirmek istiyordu. Ertesi gün yine motorumuza atlayıp bu sefer Budist tapınağı olan Borubudur’u gezmeye gittik, yol yaklaşık bir saat sürdü. Burası devasa bir stupa. Yaklaşık 200 kusur tane buda heykelciği var. Ayrıca duvarlarda Buda’nın hayat öyküsünü anlatan oymalar var. Burada yine etrafımızı bizimle fotoğraf çekmek isteyen, ya da İngilizcesini geliştirmek isteyen gençler sardı. Poz vermekten gezmeye vakit kalmamıştı neredeyse. Günün sonunda bitap düşmüştük ve ünlü olmanın ne kadar yorucu olabileceğini anlamıştık. Neyse ki sonunda motorumuza ulaştık da etrafımızı saran bu kalabalıktan kurtulduk. Endonezyalıların hepsi çok güler yüzlü, yardımsever ve sıcak. Şimdiye kadar hiç aksine rastlamadık umarım bu böyle devam eder.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Arka planda yanardağ birazcık görünüyor.

YogyakartaYogyakarta

Her stupanın içinde bir Buda heykeli var.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Röportaj veriyorum.

Yolda motorun lastiği patladı, sansımıza hemen bir tamirci bulduk ve tamir ettirdik, tam yeniden yola çıkmıştık ki bu sefer sağanak yağmur başladı. Biraz yol kenarında yağmurun dinmesini bekledikten sonra yine yola çıktık. Borubudur’a gelirken yolda Mesapi volkanını görmüştük. Bu volkan Endonezya’nın en aktif volkanlarından, dönüş yolunda maalesef bulutların arkasına saklanmıştı, tekrar görmek nasip olmadı.

Yogyakarta

Motor park yerleri.

Yogyakarta

Becak adlı bisiklet taksiler.

Yogyakarta’da son günümüzde sonunda sultanin sarayını gezdik. Tam eve geri dönecekken yolda birisi su sarayına gitmemizi söyledi, ayrıca kendi evi çok yakında olduğu için bize eşlik etmeyi teklif etti. Rehber olmadığını para istemediğini ısrarla söyleyince onunla beraber yürümeye başladık. İyi ki de yapmışız. Son derece kibar ve güler yüzlü olan bu kişi, oldukça da iyi İngilizce konuşuyordu ve bize sultanin hayatıyla ve su sarayıyla ilgili çokça bilgi verdi. O olmasaydı muhtemelen görmeden dönecektik, ya da tam olarak ne olduklarını bilmeden. Gezimizin sonunda gerçekten hiçbir şey istemeden bize veda etti ve gitti. Yogyakarta’dan sonra istikamet Bromo yanardağı. Sonunda aktif bir yanardağa çıkmayı başaracağız sanırım.

YogyakartaYogyakartaYogyakartaYogyakarta

Bu gençlerde bizimle röportaj yaptı.

Yogyakarta

YogyakartaYogyakarta

Sarayın muhteşem paha biçilmez plastik yemek takımları 🙂

Yogyakarta

Elf kulaklı sultan.

Yogyakarta

Saat 18-20 arası televizyonu kapat ve ders çalış.

Yogyakarta

Su sarayının yolu.

Yogyakarta

Yeraltı camii.

Yogyakarta

Su sarayı.

Yogyakarta

Sultanin hareminden havuz manzarası.

Yogyakarta

Tezatlar ve kaos şehri Jakarta

Tezatlar ve kaos şehri Jakarta’ya Singapur’dan uçakla geçtik. Güneydoğu Asya’da birçok ucuz havayolu şirketi var. 40 dolara bir uçak bileti bulduk ve en ucuz ve kolay ulaşım bu olduğu için uçmaya karar verdik. Endonezya yüzlerce adadan oluşan nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke. Müslümanlar nüfusun yaklaşık %87’sini oluşturuyor. Geriye kalan halk Hristiyanlar, Hindular ve Budistlerden oluşuyor. Java adası en büyük adalardan biri. Başkent Jakarta bu adada bulunuyor. Jakarta çok kalabalık ve büyük bir şehir. Bu şehir sürekli göç alıyor ve nüfusu artıyor. Bu nüfus artışını büyük bir yapılaşma takip ediyor doğal olarak. Jakarta artık bu nüfusu kaldıramıyor ve şehir yavaş yavaş denizin içine batıyor. Yakın bir zamanda deniz suyunun Jakarta’nın kilometrelerce içine kadar ulaşması bekleniyor. Yani Jakarta Venedik gibi batıyor. Bu şehirde gökdelenler ve devasa alışveriş merkezleri bulmak mümkün. Ama burası hala bir üçüncü dünya ülkesi. Fakirlik hat safhada. Kanalizasyonların açıkta aktığı, derme çatma barakalardan oluşan gecekondu mahallelerini zengin mahallelerden sadece metrelerce yükseklikte duvarlar ayırıyor. Zengin plazalardan dışarı adim attığınızda kaldırımları olmayan, çöplerle dolu sokaklara çıkıyorsunuz. Trafik berbat bir durumda. Motorlar, otobüsler, arabalar, kamyonlar hepsi üst üste.

JakartaJakartaJakartaJakarta

Hepsinin üstüne şehirde görmeye değer hiçbir şey yok. Ne bir tarihi güzellik, ne bir doğal güzellik. Şehrin en önemli yeri özgürlük meydani ve anıtı ve Güneydoğu Asya’nın en büyük camisi olan İstiklal Camisi ki kendisi benim ömrü hayatımda gördüğüm en çirkin camiilerden biri. Bu caminin hemen karşısında Endonezya’nın tek gotik kilisesi var. Minik ama dışarıdan görüntüsü idare eder. Bir de eski şehri ve eski limanı gezdik. Burada eskiden ticaret için kullanılmış artık emekli olmuş yüzlerce ahşap tekne var sıra sıra.  Eski zamanlarda Danimarkalıların kaldığı, (Endonezya bir Danimarka kolonisiydi) bir otele gittik. O zamanların lüks oteli artık bakımsızlıktan dökülüyordu. Ayrıca otelin yanındaki harabe ev biz yanından geçtikten 30 saniye sonra kaldırıma devrildi. Ölümü ucundan gördük. Bu şehirde tek ölümle karşılaşmamız bu olmadı.
Bir gün de kaldırımda yürürken hemen önümüzdeki sokak lambası ve elektrik telleri patlayıp kaldırıma önümüze düştü. Bir de tabii bubi tuzağı gibi kaldırımları kaplayan kanalizasyon kapakları var. Her bir metrede bir kanalizasyon kapakları var. Betondan yapılmış bu kapakların hepsi üstüne basınca yerinden oynuyor, kimileri tamamen yıkılmış, içine düşebilirsin, kimileri yamulmuş. Bunlara basmamak için seke seke yürüyorduk.  Biz de bu şehirde vaktimizi alışveriş merkezi gezerek geçirdik. Bir sonraki durağımız sanatı ve sanatçılarıyla meşhur Yogyakarta.

Jakarta

Motosiesta…

JakartaJakartaJakarta

Bu parkta bisiklet ve şapka kiralayıp sevgilinle tur atabiliyorsun.

Jakarta

Çöp kovaları.

JakartaJakartaJakarta

Eski liman ve geleneksel gemiler.

JakartaJakartaJakartaJakarta

Güneydoğu Asya’nın en büyük ve bence en çirkin camii.

JakartaJakarta

Camide siesta her Müslüman ülkenin vazgeçilmezi.

Jakarta

Turistin biri de siesta yapan adamların arasında poz veriyor.

Jakarta

Katedral.

Jakarta

Eskici çarsısı.