Kamboçya sadece Angkor Wat değil

Kamboçya, yakın tarihi büyük acılarla dolu ama yine de yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmeyen güzel insanların ülkesi. Bu ülkede görülecek ve öğrenilecek çok şey var ama maalesef gelen turistlerin büyük bir çoğunluğu sadece Angkor Wat’ı ziyaret etmekle kalıyor. Oysaki Kamboçya sadece Angkor Wat‘tan ibaret değil.

Kamboçya’da  görülmesi gereken birçok yer ve anlaşılması gereken çok acıklı bir yakın tarihi var. İşte biz de bu tarihi yolculuğun ikinci durağı olan Battambang’a, Siem Reap’ten küçük bir tekne ile gittik. Yüzen evlerin arasından geçen bu yolculuk 7 saat sürdü. Küçük ve son derece basit bir yüzen lokantada yemek molası verdik. Yüzen evler Kamboçya’nın fakirliğini insana bir tokat gibi çarpıyor. Bu ülke ne Vietnam ile ne Tayland ile kıyaslanabilir. Bunun en büyük sebebi, yakın tarihe kadar yönetimde olan aşırı sol diktatör Pol Pot.

BattambangBattambangBattambangBattambangBattambangBattambangBattambangBattambangBattambang

Battambang’da Rit adli bir tuk tukçu ile anlaştık ve ertesi gün erkenden Pol Pot’un ölüm mağaralarını görmeye gittik. Pol Pot, Kızıl Kmer yönetimi boyunca 8 milyonluk Kamboçya halkının yaklaşık 3 milyonunu katletmiş ve yönetimi 1963’ten 1997 yılına kadar, yani çok yakın bir tarihe kadar devam etmiş aşırı sol bir diktatör. Paris’te eğitim gören Pol Pot, kurduğu Kızıl Kmerler Ordusuyla yönetimi ele geçirmiş, tarıma dayalı, dışa tamamen kapalı komünist bir yönetim kurmuş. Şehirlerde yaşayan halka 48 saat içinde şehri terk etme ve tarım kamplarına gitme emri vermiş. Yollarda evlerini terk etmeye zorlanan insanlar öldürülmüş. Şehirlerde kalmaya çalışanlar da öldürülmüş. Şehirlerde binaların üzerinde hâlâ kurşun izlerini görmek mümkün. Entelektüellerin, okumuşların, öğretmenlerin, doktorların yanı sıra, gözlük takanları bile okumuş olabilir diye düşünerek sorgusuz sualsiz öldürtmüş. İnsanlar toplu kamplarda sadece tarım yapmaya zorlanmış. Herkese aynı tip siyah bir pantolon ve siyah bir üst giyme mecburiyeti konmuş. Hastalar, yaşlılar ve bebekler işe yaramadıkları için öldürülmüş. Yani kendi halkının dörtte birinden fazlasını katletmiş. Okulları hapishanelere çevirtmiş. Kaçmaya çalışanlara işkenceler yapılmış, öldürülmüş. Halk açlıktan, fazla çalışmaktan, tıbbi yardım alamamaktan ölmüş. İnsanlara toplu mezarlar kazdırılmış, sonra da bu mezarların içine atarak kurşun ziyan etmemek için yakarak öldürtmüş. Kısacası Pol Pot, insanın aklının alamayacağı kadar korkunç acılar yaşatmış. Kamboçya’da hâlâ bu acıların izini görmek mümkün. 30 yaşın üstünde hemen herkesin anlatacak bir hikâyesi var ama bu konu hakkında konuşmaktan hoşlanmıyorlar. Sonunda Pol Pot 1998 yılında ölmüş. Lakin öldürülmüş olma ihtimali de var. Ölüm sebebi, cesedinin apar topar yakılması sebebiyle tam olarak bilinemiyor. Bu kadar yakın bir tarihte bu kadar büyük bir katliam yapmış olan Pol Pot hakkında maalesef Kamboçya’ya gitmeden önce fazla bir bilgim yoktu. Hitler’den daha yakın bir tarih olmasına rağmen, insanların çoğu tarafından da fazla bilinmediğine eminim. Bu da her halde Kamboçya’nın ekonomik olarak Almanya kadar önemli olmamasından kaynaklanıyor. Pol Pot rejimini merak edenlere “First they killed my father” adli kitabı tavsiye ederim. Çocukken Kızıl Kmer rejimini yaşayan ve hayatta kalmayı başaran Loung Ung’un yazdığı bu kitabı okurken hüngür hüngür ağlamıştım.

Battambang’da bahsettiğim gibi Kızıl Kmer’lerin ölüm mağaralarını görmeye gittik. Metrelerce derinliği olan bu mağaralara insanlar fırlatılarak öldürülmüş, bebekler dâhil. Kan izlerini görmek hâlâ mümkün. Sırf bizim gezdiğimiz bu üç mağarada 2000’in üstünde insan öldürülmüş.

Battambang

Battambang’da ayrıca Wat Banan’ı gezmeye gittik. Bu tapınağa ulaşmak için 358 basamak çıkmak gerekiyor. Söylenene göre Angkor Wat bu tapınak örnek alınarak inşa edilmiş. Tapınağın etrafı ormanlarla çevrili. Kamboçya’da bilmediğiniz yollara, ormanlara girmemelisiniz. Kendi kendinize trekking yapmaya kalkmamalısınız. Çünkü ülke hâlâ mayınlarla kaplı ve ne kadar temizlenmeye çalışılsa da tehlike hala oldukça büyük. Sokaklarda gezerken mayınlar sebebiyle kollarını bacaklarını kaybetmiş insanlar görmek maalesef çok olağan. Bu tapınağın etrafında da her yerde “Dikkat Mayın Var” tabelaları asılıydı. Bu sebeple biz de yoldan hiç sapmadık.

BattambangWat Banan

Wat Banan’da Battambang’a köylerden geçerek gittik. Bazı yerlerde çocuklarla oynadık. Bir de eski Pepsi fabrikasını gezdik. Akşamları gece marketine gidip leziz yemekler yedik, shakeler içtik. Ayrıca tuk tuk şoförümüz Rit’le de bir akşam yemeğe gittik.

BattambangBattambangBattambang

Kamboçya’da bir sonraki durağımız Phnom Penh’di. Yolculuk 6 saat surdu. Kamboçya’da çekirge çok sevilen bir atıştırmalık. İnsanlar bütün yol kızarmış çekirge alıp yedi. Phnom Penh’te yollarda yürüyüp kalacak bir yer ararken Amerikalı bir kızla tanıştık. Birkaç senedir Kamboçya’da yaşıyordu. Bize kalacak ucuz bir yer tavsiye etti ve biz de oraya yerleştik.

BattambangBattambangBattambang

Ertesi gün Tuol Sleng Soykırım Müzesine gittik. Burası aslen bir okulmuş ama Pol Pot rejimi sırasında hapishaneye çevrilmiş. Burayı gezmek gerçekten insanı psikolojik olarak çok yoruyor. Her yerde kandamlaları, işkence odaları, işkence aletleri, minicik hücreler, öldürülenlerin fotoğrafları ve öyküleri var. İnsani altüst ediyor. Sırf bu hapishanede 20.000 insan öldürülmüş. İnsanlar burada aralıksız işkencelere maruz bırakılmış. Tutukluların çoğu bir önceki rejimin politikacıları, doktorlar, öğretmenler, mühendisler, din adamları, öğrenciler ve bunların aileleriymiş. Çeşit çeşit işkencenin yanında tutukluların üzerinde korkunç tıbbi deneyler de yapılmış. Burada bulunan 20.000’e yakın tutukludan sadece 12 kişi sağ kalmayı başarmış.

Tuol Sleng - Phnom PenhTuol Sleng - Phnom PenhTuol Sleng - Phnom PenhTuol Sleng - Phnom Penh

Ayrıca bu şehirde Rus marketini (Phsar Tuol Tomboung) gezdik. Kıyafet ve aksesuar satılan kaotik bir market burası. Kamboçya’da son durak Kep şehri oldu. Bu şehre otobüsle gidip buradan motor taksilerle Vietnam’a geçtik.

Phnom Penh

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir