Bali Adasında Sörf

Bali Adası adını hep duyduğumuz, büyük resortlar, her şey dâhil tatil yerleri ile dolu bir ada. Oldukça küçük bir ada ve bir ucundan diğer ucuna scooterla 2-2,5 saatte gitmek mümkün. Biz burada Kuta şehrinde kalmaya karar verdik. Amacımız sörf yapmayı öğrenmekti ve Kuta sahilinin başlangıç için en uygun yer olduğunu okumuştuk. Dalgalar çok da büyük olmadığı için burada öğrenmek daha kolay. Kuta’da Pavillion Hotel’e yerleştik. Minik bir yüzme havuzu da olan bu otelde oda son derece temiz ve güzeldi. Biz de coşup tatilimizi bir haftaya uzattık. İlk is gidip sörf dersimizi ertesi gün için ayırttık. Daha sona sokakları keşfe çıktık ve bir İtalyan lokantasında yemek yedik.

BaliBaliBaliBali

Kuta plajına giriş.

Bali

Günbatımı.

Bali

Dalga sörfü oldukça eğlenceli ama yorucu bir spor. Acemilere ilk basta yumuşak bir yüzeyle kaplı bir tahta veriyorlar. Sürtünme katsayısı daha fazla olan bu tahta kaymayı engelliyor ama sürtünmeden dolayı dizlerimiz, ayak parmaklarımız yaralandı, soyulmaya başladı. Bu yüzden biraz acı verici oldu. Acemilere daha uzun tahta veriliyor. Zamanla tahtanın boyu küçülüyor. İkinci derste daha kısa tahtaya geçtim. Burada kaldığımız 7 günün beşinde sörf yaptık. İki saatlik seansların sonunda pestilimiz çıkmış oluyordu.
Hemen yemek yiyip, otelin havuzunda dinleniyorduk. Bir gün hoca hazır olduğumuzu iddia edip bizi daha büyük dalgalara getirdi ikimizde büyük bir dalgaya kapılıp, dengemizi sağlayamadık ve düştük. Dalganın içinde çamaşır makinesinde gibi dönüp durmaya başladık. Bana asırlar kadar uzun gelen ama aslında saniyeler süren dönmenin sonunda tekrar yüzeye çıktığımızda biraz tırsmıştık. Henüz bu kadar büyük dalgalara, yaklaşık 3 metre, hazır değildik. İkimizde tahtamızı kaptığımız gibi elimizden geldiğince hızlı bir şekilde büyük dalgalardan uzaklaştık.

BaliBali

Sörf haricinde kiraladığımız scooterla civar kasabalardaki Hindu tapınaklarını gezmeye gittik. Tapınaklardan birinde Bali’nin meşhur Kecak dansını izledik. Ayrıca bir başka gün yaklaşık 1,5 saatlik bir scooter yolculuğu sonrasında pirinç tarlalarını görmeye gittik, buradan da kutsal maymun ormanına gittik. Maymunları ellerimizle besledik onlar da yemekleri almak için tepemize tırmandılar. Yumuşacık tüyleri vardı maymuncukların ve inanılmaz tatlıydılar. Bali’deki günlerimiz sakin ve huzurluydu. Sanırım Peru Iquitos haricinde ilk defa bir yerde bu kadar uzun kaldık, buna gerçekten ihtiyacımız vardı. Sürekli bir sonraki adimi planlamak, otel bakmak, ulaşımı ayarlamak, çanta yapıp yollara düşmek her ne kadar kulağa o kadar zor gelmiyor olsa da inanın gerçekten uzun vadede çok yorucu oluyor. İşte bu yüzden biz Bali’deki vaktimizi iyi değerlendirdik.
Ama şöyle de bir gerçek var ki Bali’nin özellikle Kuta’nın denizi hiç güzel değil.
Hatta bazı günler iğrenç denilecek kadar pisti.  Deniz o kadar çok plastik çöple kaplıydı ki bazen yürürken kuma basmak mümkün olmuyordu, torbalar sağımıza solumuza dolanıyordu.  Her gün bu kadar pis değildi ama asla bir cennet plajı görünümünde de değildi. Sörf yapmak için harika bir yer lakin denizde yüzmek veya kumsalda eğlenmek için uygun bir yer değil. Hem çok dalgalı hem de dediğim gibi pis. Bali’den sonra durağımız Gili adaları.

BaliBaliBaliBaliBali

Bir de Luwak hayvanı ile tanıştık. Kendisi dünyanın en pahalı kahvesinin üreticisi. Kahve çekirdeklerini bu hayvana yediriyorlar daha sonra da hayvanın kakasından çıkan bu çekirdekten kahve yapıyorlar. Tadına bakmak istemedik biz. Hayvancıkları mıncıklamakla yetindik.

BaliBaliBali

Devasa yarasa.

BaliBaliBaliBaliBali

Kecak dans şovu.

BaliBaliBaliBali

Maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

2 maymun.

BaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBaliBali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir