Salar de Uyuni ve San Pedro de Atacama

Uyuni ’ye sabah erkenden vardık. İlk iş daha evvel irtibata geçtiğimiz ajansa gitmek oldu. Burada ödemelerimizi yaptık. Çantalarımızı bıraktık ve birkaç saate yola çıkacağımız şoförümüzü beklemeye başladık. Beklerken de marketten su, çikolata gibi atıştırmalık ve içecekler aldık. Önümüzdeki üç gün iki geceyi çöllerin ortasında geçireceğiz, Salar de Uyuni‘yi gezdikten sonra San Pedro de Atacama‘ya geçeceğiz. .

Saat 10:30 gibi yola çıkmaya hazırdık. Toplamda altı kişiydik. Jotabe ve ben, Danimarkalı bir genç ve Bolivya’lar tek çocuklu bir aile. Şoförümüz ayni zamanda önümüzdeki üç gün aşçımız da olacak. Salar de Uyuni toplam 12.000 metrekarelik bir alana yayılmış, 3600 metre yüksekte bulunan dünyanın en büyük tuz gölü. Bu tur boyunca bu tuz gölünün üzerinde safari yapmanın haricinde, Volkanik dağlar, yeşil, kırmızı, beyaz göller ve dünyanın en kuru çölünü görecektik. Tuz gölü, göl olarak adlandırılıyor ama yanlış anlaşılmasın su yok. Sadece buz gibi görünen tuz tabakası var.

Bu tuz tabakası üzerinde jeeplerle ilerledik. Yağmur dönemi bu gölün bazı kesimlerinde biraz su birikebiliyor o zaman da şahane yansımalar görmek mümkün oluyor. Dünyanın en büyük doğal aynası. Biz de ilk olarak tuz gölünün bu ıslak kısmına gittik ve bol bol yansımaları izleyip fotoğraf çektik. Daha sonra tipik perspektif pozlarımızı çekmek üzere gölün kuru kısımlarına ilerledik. Kristalleşmiş bu tuz o kadar sert ki diz üstü çökerseniz dizlerinizi acıtıyor. Burada da bol bol fotoğraf çekip eğlendikten sonra jeepimize geri döndük. Bir tuz otelinde öğle yemeği yedik. Tuz oteli dediğim sadece tuz kullanılarak inşa edilmiş bir alanın içinde bulunan tuzdan masalar ve sandalyeler. Burada şoförümüzün bizim için hazırladığı yemekleri yedik ve çöllerin derinliklerine doğru yola çıktık. Her taraf rengârenk volkanik dağlarla çevriliydi. Akşamüzeri geceyi geçireceğimiz otele geldik. Bu otelde yine tuzdan inşa edilmişti. Duvarlar zemin hep tuzdu. Masalar tuzdan yapılmıştı. Sadece bir yatağın bulunduğu kapısı kapanmayan basit odamıza yerleştik, akşam yemeği yedik ve sonra uykuya daldık. Gündüz güneş her ne kadar insani yakada çöl havası işte, geceleri her yeri buz tutuyor. İnsanın kemiklerine isleyen bir rüzgâr oluyor ve dondurucu bir soğuk. Dışarı çıkıp hızla bir gökyüzüne bakmak insanın titremesine yetiyor. Neyse ki ilk geceyi buz kesmeden atlattık ve ertesi sabah erkenden yollara çıktık.

Salar de Uyuni

Jeepimiz.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Tren mezarlığı.

Salar de Uyuni

Tuz üretim ve paketleme yeri. Her şey elde yapılıyor.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Tuz oteli. Görülen her şey tuzdan yapılmış.

Salar de UyuniSalar de Uyuni

Göz alabildiğince tuz.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

İlk geceyi geçirdiğimiz otel.

İkinci gün çölün iyice derinliklerine ilerledik ve hayatımda gördüğüm en güzel gölü gördük. Kırmızı göl olarak adlandırılan bu göl pembe ve kırmızının her tonunun bulunduğu suları, üzerinde dolasan yine pembe flamingoları ve etrafını saran kırmızıdan pembeye her tonun bulunduğu dağları ile bir ressamın paletinden çıkmışçasına etkileyici. İnsan burada zaman dursun istiyor. Saatlerce bu manzaraya baksam sıkılmazdım ama maalesef gitmek zorundaydık. Daha sonra yeşil ve beyaz gölü gezdik. Her göl içinde bol bol bulunan minerallere göre ve rüzgârın esme yönüne göre değişik bir renk geliştirmiş. Manzara hep şahane ama hiçbiri yine de kırmızı gölü geçemez. Akşamı ilk geceden de basit bir otelde geçirdik. Odalar sadece 4 yatağın bulunduğu yatakhaneler seklinde. Banyo yok. Tuvalet basit. Ortam soğuk ama manzara şahane. Akşam yemeğimizi yedikten sonra yatmaya gittik çünkü ertesi gün sabah 4’de yola çıkmamız gerekiyordu. Ayrıca burada gece elektrik yok dolayısıyla bu soğuk ve karanlık yerde yapacak en iyi şey uyumak.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Minik tilki.

Salar de UyuniSalar de UyuniSao PaulaSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Henry, şoförümüz ve aşçımız. Öğle yemeği zamanı.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

7 renkli dağ.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Taş ağaç.

Salar de Uyuni

Salar de UyuniSalar de Uyuni

Kırmızı göl. Gördüğüm en güzel göl.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Ertesi gün bu safaride son günümüzdü. Jotabe ve ben Şili sınırında grubun geri kalanından ayrıldık. Burada pasaportlarımızı damgalattırıp başka bir otobüse bindik ve sınır kasabası olan San Pedro de Atacama’ya ilerledik. Bu kasaba dünyanın en kurak çölü olan Atacama çölünün üzerinde bulunuyor. Buraya 50 yıl boyunca hiç yağmur yağmamış. Sonunda yağdığında da sadece 20 dakika sürmüş. Bu son derece kurak kasaba tam bir turist Mekke’si. Ama oteller ve restoranlarda buna bağlı olarak çok pahalı. Biz bu yüzden bu kasabada kalmamaya karar verdik. Akşam bir minibüsle Calama şehrine gidip buradan uçakla Şili’nin başkenti Santiago’ya ilerlemekti planımız. Akşam 7’de minibüsümüz yola çıkacaktı. O saate kadar vaktimizi öğle yemeği yemek, kasabanın sokaklarında tembel tembel gezmek, çöle doğru bir mini yürüyüş yapmak ve sokak köpeklerini sevmekle geçirdik. Daha sonra yola çıktık ve bu çok uzun süren günün yorgunluğu ile havaalanına doğru ilerledik.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de Uyuni

Salvador Dali çölü.

Salar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniSalar de UyuniBolivia- Chili Border

Bolivya – Şili sınırı.

San Pedro de Atacama

 

San Pedro de Atacama-Şili.

San Pedro de AtacamaSan Pedro de AtacamaSan Pedro de AtacamaSan Pedro de AtacamaSan Pedro de Atacama

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir