Cuzco ve Machu Picchu

Ve sounuda Machu Picchu… Zorlu ve uzun bir otobüs yolculuğu sonrası sonunda Cusco’ya vardık. Otobüs şoförü o kadar kötüydü ki, bütün yol ne zaman devrileceğiz diye bekleyerek geçti. Bütün virajları deli gibi alan şoför otobüsü sağdan sola savurup durdu biz de hiç uyuyamadık. Şehre sağ salim vardığımızda hemen otele gittik lakin otelde bir karışıklık olmuş ve bizim odamız ayrılmamıştı. Otelde çalışan eleman müdürü aradı onlar da diğer otellerine geçmemizi sağladı. İsabet de oldu çünkü öbür otel kat kat daha iyiydi. Hemen bir duş aldık ama ben o kadar hasta hissediyordum ki kendimi yatağa attım ve bir daha çıkamadım.

Annem ve Jotabe beni otelde bırakıp markete biraz alışveriş yapmaya gittiler. Ben bu arada ateşlendim ve titremeye başladım.  İyice fenalaşınca doktor çağırmaya karar verdik. Doktor ambulansla otele geldi beni muayene ettikten sonra bazı testler için hastaneye gitmemizin daha iyi olacağını söyledi. Böylece ambulansla hastaneye gittik. Burada testler yapıldı sonuçta yine yeni yeniden ekoli bakterisi kaptığım anlaşıldı. Beni bir odaya aldılar ve serum bağladılar. Bu arada zavallı annem ve Jotabe de hem uykusuzluktan hem açlıktan bitkin düşmüştü. Serumlar ve ilaçlar bitene kadar birkaç saat hastanede kaldık. Her ne kadar doktorlar geceyi hastanede geçirmemi istedilerse de ben herkesin iyiliği için otele dönmenin daha iyi olacağını düşündüm ve dönmek de ısrar ettim. Birçok ilacı elimize tutuşturdular ve yine ambulansla bizi otele geri bıraktılar. Böylece Kolombiya hastanelerinden sonra Peru hastanelerinin de tadına varmış oldum. 🙂

Akşam hepimiz iyi bir uyku çektik ertesi gün kendimi daha iyi hissediyordum. Ertesi günü Machu Picchu’yu planlamak, gerekli bütün biletleri almak (giriş biletleri, tren biletleri…) ve şehri gezmek ile geçirdik.

CuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzco

San Pedro marketi.

Cuzco

Meyve cenneti.

Cuzco

Cadılar bayramında satılması tipik olan ekmek.

Cusco gerçekten de çok güzel bir şehir. Hatta şu ana kadar gördüklerimiz arasında en güzel şehir. Şehrin her kösesinde Inkalar’ın etkisini görmek mümkün. Mükemmel bir formda kesilmiş taşlardan oluşan binalar sadece bu taşlar kullanılarak inşa edilmiş. Aralarına hiç bir yapıştırıcı veya boşluk kapayıcı ekstra malzemeler konulmamış. Her ne kadar bazı binalar İspanyollar tarafından yıkılmış ve taşları başka binaların inşası için kullanılmış olsa da yine de oldukça çok inka binası ayakta kalmayı basarmış. Şehirde gezmek tarihin içinde gezmek gibi bir şey.

CuzcoCuzcoCuzco

Cusco ’da üçüncü günümüzün ilk yarısını Inkalar’ın kutsal vadisinde bulunan 4 arkeolojik kalıntıyı gezmekle geçirdik. Bunun için kombi denilen otobüslere bindik ve Tambomachay’a gittik. Burada birçok mağara, su kanalları, çeşmeler görmek mümkün. Burayı gezdikten sonra 10 dakika mesafedeki Puka Pukara’ya yürüdük. Kırmızı kale olarak adlandırılan bu yapı büyük ihtimalle askeri bir bölge olarak kullanılmış ve Tambomachay’ın güvenliği buradan sağlanmış.

Burayı da gezdikten sonra yaklaşık bir saat yürüme mesafesindeki Qenqo’ya gittik. Birçok kayadan oluşan bu yer içinde bulunan atlar ve sunum taşlarından anlaşıldığı üzere bir tapınak olarak kullanılmış. Burada kurban verme seremonileri ve insan mumyalaması yapılmış.

Son durağımız Saksaywaman oldu. Bu dört bölge içerisinde en etkileyicisi burasıydı. Bıçakla kesilmişçesine mükemmel kesimli 80 tonu bulabilen devasa kayaların üst üste konulması ile oluşturulan bu şehirde ayrıca yine tarım için kullanılan terasları görmek de mümkün. Ama insani şoke eden bu kayaların boyutları. O kadar büyükler ki bu kayaları nasıl yerinden oynatmışlar nasıl üst üste bu kadar mükemmel bir şekilde dizmişler insanın aklı almıyor. Burayı gezdikten sonra Cusco’ya doğru dönüşe geçtik. Doğrusu oldukça yorulmuş ve acıkmıştık. Bu yüzden son sürat şehre yürüdük ve kendimizi bir lokantaya attık. Yemekten sonra biraz dinlenmek üzere odamıza çekildik.

Cuzco

Tambomachay.

CuzcoCuzco

Puka Pukara.

Cuzco

Qenqo.

CuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzco

Saksaywaman

Ertesi gün Machu Picchu günüydü. Önceden ayarladığımız ve ucuza bağladığımız bir turla kutsal vadide birkaç Inka şehrini gezip en son şehir olan Ollaytaytambo’dan akşam 7 treni ile Machu Picchu köyü olarak adlandırılan Aguas Calientes’e gitmemiz gerekiyordu. Bu köyde bir gece geçirecek ertesi sabah 5 gibi, uyanıp iyice kalabalıklaşmadan otobüsle yarım saat mesafedeki Machu Picchu ’ya gidecektik.

Sabah 8 gibi yolculuğumuz başladı. Devasa teraslarla kaplı Pisac’ı gezdikten sonra Urubamba şehrinde öğle yemeği yedik ve buradan Ollaytaytambo şehrine ilerledik. Burası devasa bir inka şehri. Yine teraslar var ve güneş ve ay tapınağı bulunuyor. Ayrıca karsıda bir dağda kayalara oyulmuş diye düşünülen ama doğal olması da mümkün bir inka kralı cehresi bulunuyor. Ollaytaytambo o kadar büyüktü ki burayı gezmemiz saatler sürdü. Daha sonra köyün marketinden ertesi günün öğle yemeğini satın aldık.

CuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzco

Pisac.

Cuzco

Bu dağda inka kralının profili görülüyor.

Cuzco

Ollaytantambo köyü.

Cuzco

Yaşlı sakallı adam sureti.

CuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzco

Aguas Calientes aşırı turistik ve fiyatlar abartılı. Bu yüzden bu şehre varmadan burada yiyeceklerimizi aldık ki biraz ucuza getirelim. Akşam yedide trenimize bindik ve iki saatlik yolculuk sonrası Aguas Calientes’e vardık. Tren istasyonunda otel çalışanları müşteri kapmaya çalışıyor. Son dakika şansı olduğu için de fiyatlar daha uygun oluyor. Bu şekilde kahvaltı dahil adam başı 10 dolara bir oda bulduk ve geceyi geçirdik.

Ertesi sabah Tubik hastalanmıştı. Kendini o kadar kötü hissediyordu ki beni burada bırakın siz devam edin dedi. Ama yüzmüş yüzmüş kuyruğuna gelmişken onun bu önemli yeri kaçırmasına izin veremezdik.  Neyse ki otobüste Tubik kendini daha iyi hissetmeye başladı. Burası gerçekten de büyüleyici bir yer. Inkalar’ın kalıntılarının dışında sırf vadinin kendisi bile görülmeye değer. Dağlarla sıkı sıkıya sarılı bu vadi insana buradan çıkış yok izlenimi veriyor. Kendini doğanın içinde kaybolmuş hissediyorsun.

Machu Picchu

Biz Jotabe ile güneş iyice tepeye çıkmadan ve bizi kavurmaya başlamadan Montaña olarak adlandırılan Machu Picchu’ya yaklaşık 500 metre daha yüksekten bakan bu dağa çıkacaktık. Oldukça zorlu ve dik tırmanışı yaklaşık 1 saatte tamamladık biraz manzarayı izledikten sonra Tubik çok beklemesin diye koşar adım inişe geçtik. Daha sonra güneş tapınağında Tubik ile buluştuk.

Machu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu PicchuMachu Picchu

Sabah sabah yaptığımız bu zorlu toplam 3 saatlik yürüyüş bizi bayağı yormuştu. Şehrin geri kalanını aheste aheste gezdik. Lamaları muz kabukları ile besledik. Ve yaklaşık bir gibi dönüşe geçtik. Akşam trenimiz saat 4’deydi. Treni otelin lobisinde oturarak bekledik. Ve akşam 8 gibi tekrardan Cusco ‘da otelimize dönmüştük.

CuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzcoCuzco

Cusco ‘da son günlerimizi şehrin geri kalan kısımlarını sakin sakin gezerek ve alışveriş yaparak geçirdik. Son gecemizde Green Point adlı çok şirin bir vejetaryen lokantasında veda yemeği yedik. Ertesi gün Tubik için geri dönüş vakti, bizim için de Iquitos’a gidiş ve yola yine yalnız devam vakti. Tubik harika bir yol arkadaşı oldu bize. Onunla çok iyi bir üçlü oluşturduk, birçok macera yasadık, çok güldük, çok eğlendik, zorlukların üstesinden beraberce geldik. Onu özleyeceğiz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir