Kolombiya ve biraz tarih biraz politika

Kolombiya bölgesi, 1500’lu yıllardan başlayarak İspanya’nın Amerika’yı keşfetmesi ile sömürge haline gelmiş. Özellikle “El Dorado”, altın şehir arayışı sömürgecilerin bu bölgeye hücum etmesine sebep olmuş. Bugünün Kolombiya’sı Venezuela ile beraber Yeni Granada bölgesi olarak adlandırılmış. Bu süreçte yerli halk sömürgeci milletlerin bölgeye getirdiği bazı hastalıklar sebebiyle özellikle çiçek hastalığı nüfusunun büyük bir bölümünü kaybetmiş. İnsan sayısının azalması sonucu, Afrika’dan köleler getirilmiş, İspanya’dan getirilen aileler burada çiftliklere yerleştirilmiş. Bugün Kolombiya halkına baktığımızda birçok ırkın karışımı olduklarını görebiliriz.

imageimage

Sömürgecilik süresince birçok ayaklanma olmuş ama İspanyollar tarafından kolaylıkla bastırılmış. Ta ki 1810 yılında Simon Bolivar  ve Francisco de Paula Santander tarafından başlatılan son ayaklanmaya kadar. İlk olarak bugünkü Haiti bölgesi bağımsızlığına kavuşmuş. Venezuela doğumlu Simon Bolivar sonunda Venezuela, Kolombiya, Panama ve Ekvador bölgesini İspanyol himayesinden kurtarıp Kolombiya Cumhuriyetini kurmuş.

Daha sonra Venezuela ve Ekvador da bağımsızlıklarını ilan edip ayrılmış. 1886’da Kolombiya bugünkü halini almış. Kolombiya’da Simon Bolivar’ın önemi büyük. Neredeyse bütün şehirlerde bir Bolivar Meydanı bulunuyor ve bu meydanda bir Bolivar büstü oluyor. Tıpkı biz de Atatürk’ün sahip olduğu yer gibi.

image

Kolombiya yakın tarihinde üç önemli dönüm noktası var. Birincisi 1948 yılı, ikincisi 1990’lar ve son olarak 2002.

Kolombiya 1940 ila 1950 yılları arasında La Violencia diye adlandırılan çok kanlı bir iç savaş dönemi yaşamış. İki güçlü parti, sağ ve liberal parti, arasında süregelen bu savaş sadece politikacılar arasında kalmamış halk arasında da kanlı bir savaşa dönüşmüş. Özellikle 1948 yılında liberal parti lideri Jorge Eliecer Gaitan’ın hala kim tarafından yapıldığı tam olarak kanıtlanamamış ölümü, liberal partililerin ayaklanmasına ve sağ partilileri öldürmeye başlamasına sebep olmuş. Sağ partililerde bos durmamış tabii onlarda liberal partilileri öldürmeye başlamış. Bu şekilde çok kanlı bir dönem yasanmış ve 180.000 Kolombiyalının ölümüyle sonuçlanmış. Sonunda liberal parti ve sağ parti bir anlaşmaya varmış. Anlaşmaya göre devirli başbakanlık fikrine uyulacakmış. Yani 4 sene liberal parti, 4 sene sağ parti başkanlık yapmaya başlamış ve bu şekilde 16 yıl devam etmişler ama tabii bunun çok da iyi bir fikir olmadığı anlaşılmış sonunda. Çünkü bu sistem sayesinde demokrasi diye bir şey kalmamış. Halkın oy vermesi anlamsızlaşmış çünkü sırada hangi parti varsa onun başkanlık yapacağı kesin olmuş. Bu sistemin yetersizliği sonucunda sol görüşlü gerilla grupları oluşmaya başlamış. Bunlardan en güçlüsü ve bilineni FARC. Sağ taraftarda paramilitarist grup oluşmuş. Sonuç olarak halk gerilla, paramilitarist grup ve devlet güçlerinin savaşı altında yasamaya başlamış. Bu dönemde birçok insan özellikle zengin çocukları bu gruplar tarafından kaçırılmış.

Bu üç grubun savaşı 1990’lı yıllarda uyuşturucu kartellerinin devreye girmesi ile en kanlı dönemine başlamış. Uyuşturucu kartelleri gerilla ve paramilitarist gruplara koka tarlalarını koruma karşılığında bol miktarda para vermiş. Bu sayede bu yasal olmayan örgütler güçlü silahlara kavuşmuş. Tarla etraflarına ve kendi bölgelerine mayınlar döşemeye başlamış. Bu şekilde Kolombiya yeni bir kanlı döneme girmiş.

Uyuşturucu kartelleri özellikle Medellin’de Pablo Escobar ve Cali’de Rodríguez Orejuela kardeşler birçok adam öldürme ve kaçırma suçlarının da içinde bulunmuş tabii. Bu kadar dindar olan bir halk peki nasıl bu kadar çok tetikçi yetiştirmiş. Tetikçiler adam öldürmeden evvel kiliseye gidip dua edermiş. Meryem ana ben bu adamı vurmakla görevliyim ama sen eğer bu adamın ölmesini istemiyorsan, ben tetiği çektikten sonra sen mermiyi başka tarafa yönlendirirsin, ben tetiği ne kadar çekersem çekeyim her seferinde ıskalamamı sağlarsın yok eğer bunu yapmazsan ben değil sen ölmesine karar vermişsin demektir diye dua ederlermiş. Bu sayede vicdanlarını temiz tutmaya ve kendilerini hala cennetlik görmeye çalışırlarmış. Zaten hala Kolombiyalılar “günah” islemeden evvel mesela fahişeler ile sevişmeden evvel ve sonrasında kiliseye gidip günah çıkarıyorlarmış. Bu yüzden kiliselerin yanında fahişeler işe çıkıyorlar. Onlarda bu şekilde müşterilerinin işlerini kolaylaştırıyor sanırım. Bu arada Pablo Escobar 1993 yılında hükümet tarafından öldürülmüş.

Medellin

Bu zorlu dönemler 2002 yılında Alvaro Uribe hükümetinin aldığı yüksek güvenlik önlemleri ile durulmaya başlamış. Her tarafa yerleştirilen asker ve polisler sayesinde kaçırılmalar azalmaya başlamış, şiddet olayları düşmüş, uyuşturucu üretimi de azalmaya başlamış.

Bu son 12 senelik dönemde Kolombiya’da güvenlik son derece artmış. Bu sayede biz bugün buraları gezebiliyoruz. Bazıları Uribe’yi sağladığı güvenli ortam sebebiyle çok sevse de bazıları da birçok insan haklarını ihmal ettiği düşüncesinde. Mesela anlaşılmış ki birçok sivil, askerler tarafından öldürülüp gerilla gibi giydirilerek bakın ne kadar çok gerilla oldurduk diye fiyaka yapmak amaçlı kullanılmış. Her ne kadar Uribe bu olaylar hakkında bilgisi olmadığını iddia etse de buna inanıp inanmamak bize kalmış.

İşte bu şekilde bugünümüze geldik. Bu arada FARC 2012 yılında barış kararı aldığını açıklamıştı lakin görülen o ki küçük küçük yeniden ses çıkarmaya başlamışlar.

Medellin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir