Rengarenk Cartagena de Indias

Santa Marta’dan Cartagena de Indias’a 5 saatlik bir otobüs yolculuğuyla ulaşılabiliyor. Bu sefer kapıdan kapıya otobüs hizmeti veren bir firmayla gitmeye karar verdik. Fiyatlar diğer otobüs fiyatları ile ayniydi. Gayet rahat bir yolculuk sonrası Cartagena’ya ulaştık. Cartagena’nın havası oldukça sıcak ve nemli. Bizim şansımıza arada yağmur yağdı ve biz çok da fazla bunalmadık. Mimari olarak çok tatlı pasta gibi bir şehir. Eski İspanyol koloni evleri aynen korunmuş. Küçük sokaklar, rengârenk binalar, bir sürü lokanta ve kafe. Cartagena bizim için bir çeşit dinlenme oldu. Ciudad Perdida’nın yarattığı yorgunluğu burada iyice dinlenerek atlattık.

Cartagena eski şehrinin etrafı İstanbul gibi surlarla çevrili. Bu sefer amaç şehri korsanlardan korumak. İspanyollar tarafından yapılan bu surlar ve San Felipe kalesi sayesinde Cartagena şehri bir daha korsan işgallerine yenik düşmemiş. Surların hemen hemen tamamı korunmuş. Hatta üstünde yürüyerek eski şehri çevrelemek mümkün.

Cartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de Indias

Fotoğraflarda da görüldüğü gibi evlerin çoğu korunmuş ve restore edilmiş. Çiçeklerle bezenmiş, rengârenk boyanmış. Tadından yenmiyor. Bir de havası biraz daha serin olsa tam yaşanacak yer.

Cartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de Indias

Ayrıca eski şehirde gerçekten pahalı restoranlar, lüks mağazalar bulmak mümkün. Pahalı derken İsviçre standardında pahalı. Biz açıkçası yiyemedik oralarda. Yiyenlere afiyet olsun.

Cartagena de IndiasCartagena de Indias

Bu fotoğrafta şekerciler köşesinden. Surların hemen karşısında, çeşit çeşit tatlı ve seker satan yan yana dizilmiş stantlar var.

Cartagena de Indias

Alttaki fotoğraf ise Kolombiya’da her köşe başında görebileceğiniz Arepa con Queso’cu. Mısır unuyla yapılmış, içi peynir doldurulmuş bir tür ekmek.

Cartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de Indias

Sokaklarda birçok tenekeden, metalden yapılma değişik sokak satıcılarını veya zanaatkârları betimleyen sanat eserleri var.

Cartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de Indias

Bazen insanın berbere değil de sadece bir berber dükkânına ihtiyacı olabilir. Kesme ve tras isini kendi kendine de yapabilir insan.

Daha evvel dediğim gibi hayat geceleri başlıyor. Havalar biraz serinleyince insanlar kedini sokaklara atıyor. Zaten Kolombiyalılar kavgayı da, aşkı da, sevinci de hüznü de sokakta yaşamayı tercih ediyor.

Akşamları Plaza de la Trinidad (Trinidad meydanında) içkisini alan buluşuyor. Restoran ve barlar da mevcut ama istersen sadece meydandaki banklarda da keyfine bakabilir, sokak satıcılarından gıdanı, bakkaldan da alkolünü temin edebilirsin. Turisti, yerlisi herkes hep beraber bu meydanda toplanıyor.  Fotoğrafta henüz toplanmaya başlıyorlar. Gecenin ilerleyen vakitlerinde yer bulmak mümkün olmuyor.

Cartagena de Indias

Bir günü de yeni şehir Bocagrande’de (Koca ağız) geçirmeye karar verdik. Burası genelde yüksek beyaz binalar ve otellerle dolu. Hafiften bir Miami havası var gibi. Kumsalı sakin. Ya da biz sakin bir köşesini bulmayı başardık. Bana Kumburgaz sahilini anımsattı. Denizi sakin, uzun bir süre sığ, soğuk değil. Birkaç satıcı geçiyor tabii burada da, Kumburgaz’da da geçerdi, dondurma, bira, su, galeta falan satıyorlar. Biz son derece sakin bir gün geçirdik. Öğleden sonra yağmur yağmaya başladı. Bir süre daha yağmurun altında burada kaldıktan sonra dönmeye karar verdik.

Çoğu turistin aksine biz Playa Blanca’ya (Beyaz kumsal) gitmedik. Burası sürat motorlarıyla 40 dakika mesafede bir kumsal. Açıkçası bize bir kumsala gitmek için adam başı 25 dolar vermek çok geldi. Gidenler güzel olduğunu söylese de hayatimizde görebileceğimiz en güzel plaj olduğunu düşünmediğimiz için fazla sorun etmedik gitmemiş olmayı.

Cartagena de IndiasCartagena de IndiasCartagena de Indias

Son günümüzde akşam 21:30’da Medellin’e gece otobüsümüz vardı. O vakte kadar surların üzerinde gezindik. Orada burada kahve içtik. Şehrin Manga denen diğer bir bölgesinde dolaştık. Otobüs vaktine yakın bir taksiye atlayıp bangır bangır salsa eşliğinde otogarın yolunu tuttuk. Bir takım tehlikeli sollamalar, camları titreten basların eşliğinde otogara vardık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir